Tikal - Flores - Guatemala

  • 2000-1-1 BENELUX - PARIS

     Yoğun ama keyifli bir programdır. Avrupa birliğinin merkezini oluşturan beş ülkeden geçilen turda güzergâhın kaçırılmaması gereken en önemli bölg...

Guatemala City'den Flores şehrine kadar tüm gece süren bir otobüs yolculuğu yapıyorum. Öğlene doğru Flores'e varıp önce bir iki otel geziyorum ve sonunda kitaptan daha önce de gördüğüm Los Amigos isimli otele yerleşiyorum. Ortamı gayet güzel Olimpos'un eski halini anımsatıyor burası bana. Eşyalarımı odama yerleştirdikten sonra hemen ertesi gün için Tikal turu satın alıyorum. Sabah üçte hareket edecek tur ve gün doğumunu yakalayacağım. Heyecanlıyım ama yolun yorgunluğu ve yıpranmışlık da var açıkçası üzerimde.

Flores gölün içine doğru giren bir yarım ada kasabası. Mantık olarak İtalya'da Garda gölünde sıkça gittiğim Sirmione kasabasını düşündürtüyor. Gene tek katlı yapıların bulunduğu tamamen turizm ile yaşayan bir kasaba. Ülkede turizmin emekleme aşamasında olduğu her yerden belli oluyor. Sonuçta 36 yıl süren bir iç savaş 1996 yılında bitmiş ve hala ülkenin imajı oturmuş değil. Her ne kadar turistik olarak çok fazla zenginlik olmasa da sadece Tikal muhtemelen ülkenin gelecekte ciddi bir turizm getirisi elde etmesini sağlayacak.

Biraz dinlenmek üzere otelde kalıyorum. Önce Murat'a mesaj atıp otelin ismini ve ertesi günkü programımı yazıyorum. Daha sonra bir şeyler atıştırırken otelde kalanlarla tanışıyoruz ve bir satranç turnuvasına dâhil oluyorum. En son ne zaman oynadığımı hatırlamıyorum bile bu oyunu. Gurupta İsrailli Janan isimli bir çocuk var ve gerçekten çok iyi oynuyor. Herkesi yendiği gibi beni de rahat bir şekilde yeniyor.

Akşamüstü kasabada biraz dolaştıktan sonra otele geri dönüyorum. Fazla hareketli bir şehir değil burası. Otelde Fransızlarla tanışıyorum. Hem sarışın olmam hem de tarih bölümünde okumalarına rağmen Fransız tarihini onlardan iyi biliyor olmam ilgilerini çekiyor ve gece boyu Avrupa tarihi üzerinde tartışıyoruz. Benim için büyük bir hata oluyor bu. İçkiyi de fazla kaçırınca sabah uyanmak hayal oluyor ve turu kaçırıyorum. Rehber olarak bunu en son yapması gereken benim herhalde.

Sabah 7'de uyanıyorum ama çok geç. Acenteye gidiyorum ve üzerine biraz fark vererek turumu bir sonraki güne aldırıyorum. Otele geri döndüğümde ise Murat'ın sabah çok erken gelip eşyalarını bırakarak beni yakalamaya Tikal'e gittiğini öğreniyorum. Beni yakalamak için tüm gece yol yapıp dinlenmeden gitmiş ama ben uyanamayınca benim önüme geçti. Otelde kahvaltı ederken Janan tekrar geliyor. Dünden nedense bana hırs yapmış biraz. Tekrar oynamak istiyor. Bu sefer ben yeniyorum ama daha da hırs yapıyor. Karısı gelip olaya müdahale edene kadar birkaç oyun daha oynuyoruz ve haliyle her seferinde beni acı çektirerek yeniyor. Gene de önemli değil mekânda yenebilmiş bir tek ben varım.

Murat, hayal kırıklığına uğramış bir şekilde, yorgun argın dönüyor Tikal'den. Beğenmemiş fazla. Machu Picchu çok daha fazla etkileyiciydi diyor. Benimde biraz şevkim kırılıyor açıkçası. Sorduğum soruların tümüne beklentilerimin aksine yanıtlar alıyorum. Gene de fikrim değişmiyor, ne olursa olsun buraya kadar geldikten sonra Tikal'i gezmek lazım. Öğleden sonra zaman geçiriyoruz biraz. Bir ara önce yunan, sonra alman birilerin muhabbete geliyorlar ve gece onlarla beraber geçiyor. Yorgun olmama rağmen gene gece çok geçe kalıyorum ama bu sefer kalkmayı başarıyorum.

Bu sabah uyandığımda hareket saatine çok az vardı. Çanta önceden hazır olduğu için vakit kaybetmeden çıkıyorum kapıya ama bu sefer araç yarım saat gecikiyor. Sinirlenecek takatim dahi yok ve biner binmez Tikal'e kadar bir saatlik mesafeyi uyuyarak değerlendiriyorum. Saat beş civarında varıyoruz ve hemen biletlerimizi aldıktan sonra içeriye koşturmak zorunda kalıyoruz.

Tikal 576 km2lik bir alana yayılmış bir şehir. Son dönemde NASA'nın yaptığı araştırmalarda içeride 13.000'den fazla yapı olduğu söylenmekte ve %20 den az bir bölümü gün ışığına çıkartılmış. Her ne kadar tarihçesi İÖ 700'lerde başlasa da aynı bizim Helenistik Dönem Antik Şehirlerinde olduğu gibi eserlerin neredeyse tamamı son dönemlerine ait. Şehir Mayaların Klasik Döneminde Peten ve Caracol Lortlarının denetimi altına girdikten sonra, İS 7. yyda yaşayan ve Çukulata Lordu diye adlandırdıkları kral döneminde tekrar yükselişe geçmiş ve yapıların çoğunluğu da 7 ve 8. yylara ait. 1200'lü yıllardan sonra önemini yitirmeye başladıktan sonra ise zaman içerisinde terk edilmiş ve İspanyolların geldiği dönemde artık ormanın bir parçası haline gelmiş.

Girişte aklıma ilk gelen olay Murat'ın bana bir gün önce anlattıkları geliyor. İkimizde aynı mekânı görmemize rağmen ben çok daha fazla etkilendim. Tabii ki bunun esas nedeni ikimizin uyarıcıları farklı şartlarda almış olmamız. Ben gece karanlığında gidip karanlık bir ormanın içinde, vahşi hayvan sesleri arasında, önümden maymunlar geçerek ulaşıyorum şehre. Karanlığın ortasında bir anda ağaçların içinden çıkan piramitler çok etkileyici.

Gün doğumu için bizi dört numaralı tapınağa götürüyorlar. "Çift Başlı Yılan" diye de adlandırılan bu tapınak aynı zamanda hem Tikal'in hem de Orta Amerika'nın en yüksek tapınağı. Yüksekliği 64,6m. Diğer guruplar bizden önce gelmiş ve oturmuşlar. Ben de hemen tripodumu kurup beklemeye başlıyorum. Gün doğmaya başlayınca insanın tüyleri diken diken oluyor mekânda. Günün ilk ışıkları gelmeye başlayınca tüm doğanın uyanışını hissediyorsunuz. Bir taraftan goriller bağırmaya başlıyorlar, diğer taraftan maymunlar cevap veriyor. Tukanlar ötmeye başlıyor ve ormanın her noktasından yüzlerce değişik farklı kuş etrafı inletmeye devam ediyor. Her ne kadar Venezüella Amazonlarında geçmiş olsa da aklıma Sir Arthur Conan Doyle'ın "Kayıp Dünya" romanı geliyor. Sanki bilinmeyen farklı bir dünya var burada.

Fotoğraflarımızı çektikten sonra rehberimiz Louis bizi topluyor ve gezimize başlıyoruz. Gurup başta rehberi pek sevmedi. Sabah gişelerde iki yunan çifti çok sert bir şekilde fırçaladığı için biraz mesafeli davranıyorlar. Ama hareketlerinden boş olmadığını hissediyorum ve gezinin güzel geçeceğini düşünüyorum. Anlatıma başlayınca da yanılmadığımı anlıyorum, gezi başından beri gördüğüm tartışmasız en iyi rehber. Türkiye'de dahi iş yapabilecek kapasitede.

Rehberli gezimiz yaklaşık üç saat sürüyor. Programımızda sırasıyla çift başlı yılan diye adlandırılan Tapınak IV, büyük rahibe ait olan Tapınak III, Pencereler Sarayı, Kayıp Dünya isimli büyük piramit meydanı, Tapınak V ve Büyük Meydanı bölgelerine gidiliyor. Gezi bittikten sonra da ben Kuzey Akropolü, Büyük Jaguar Tapınağını ve Maskeler Tapınağını geziyorum. En son olarak da yarım saatlik bir yürüyüşle ormanın içinden Tapınak VI' ya kadar gidiyorum. Gerçek anlamda en az Efes kadar doyurucu bir şehir Tikal.

Sıcağın bastırması ve içeride yiyecek bir şey bulamadığımdan dolayı tüm günü geçiremiyorum şehirde. Öğleden sonra otele dönüp dinleniyorum biraz ve yarın ki otobüs biletlerimizi satın alıyoruz. Yarın Belize'ye gideceğiz. Honduras'taki Copan gezisi dışında bundan sonra ağırlıklı doğal güzellikler bizi bekliyor. Dünyanın ikinci en büyük mercan oluşumunu göreceğiz Belize'de.

Tikal
Tikal Tikal Tikal Tikal Tikal
Galerinin Tüm Resimlerini Görmek İçin Tıklayın!
melez diyor ki;
tikal \'de gün doğumu nemrut \'dan çok daha ilginç görünüyor.Gökyüzünde tam bir renk cümbüşü yaşanıyor,görmek isterdim.
20-01-2010

Yorum Yaz

Adınız Soyadınız :
Mail Adresiniz :
Web Siteniz(varsa) :
Mesajınız :

Galeri

Brüksel, Brugge Köln, Cochem, St. Goar ve Ren nehri Luxembourg Eilean Şatosu, Oban, Fort William Kraliçe Elisabeth, Holyroodhouse ve Roslyn Şapeli Skye Adası Stirling Dunkeld, Pitlochry, Loch Ness, Inverness Glasgow

Tümünü Gör »

 

E-Bülten

Buradan tulgaozan.com bültenine kaydınızı yaptırarak sitenin tüm güncellemelerinden haberdar olabilirsiniz.

Ad Soyad :
E- Mail :
   
 
Canlı Yer İmleri