YoÄŸun ama keyifli bir programdır. Avrupa birliÄŸinin merkezini oluÅŸturan beÅŸ ülkeden geçilen turda güzergâhın kaçırılmaması gereken en önemli bölg...
Managua'dan ayrılmadan önce alışkanlıklarımız gereÄŸi Panama konsolosluÄŸuna gidiyoruz. Gitme nedenimiz Panama aşığı olmamız deÄŸil tabii ki. Kanal çok görsel özelliklere sahip deÄŸil, Panama City ÅŸehrinin ise hiçbir özelliÄŸi yok, Panama ÅŸapkası ise zaten Ekvator'da üretiliyor. Ancak Güney Amerika'ya geri dönmek için en ucuz bileti Panama'dan buluyoruz ve görmek de bize bir ÅŸey kaybettirmez. Ama bu bölgedeki Türkiye'ye tek vize uygulayan ülke olan Panama gene vize vermiyor bize. Güvenlik soruÅŸturması için en aÅŸağı on beÅŸ gün gerekmekteymiÅŸ. Gerçi bunu önceden de biliyorduk. Bogota'da hırs yapmadan kabul etmiÅŸ olsak çoktan vizemiz olurdu herhalde. Seyahatin en pahalı uçak biletini almak durumunda kalacağız gibi görünüyor. Türkiye'den Güney Amerika'ya gidiÅŸ-dönüÅŸ uçak biletinden fazlasını tek yön için vermek durumundayız.
Ucuz biletten ümidi kaybettikten sonra eÅŸyalarımızı kaldığımız otele emanet bırakıp ayın 27'sine Kosta Rika için biletlerimizi alıyor ve Nikaragua gölüne doÄŸru hareket ediyoruz. Önce taksiye binmeyi denesek de bizim "Gringo" olduÄŸumuza kanaat getiren taksiciler normal fiyatın ortalama 4-5 katının altına götürmek istemiyorlar. Biz de bir otobüse binip terminale, oradan da Granada ÅŸehrine hareket ediyoruz.
Granada Leon ile birlikte ülkenin en tanınmış kolonyal ÅŸehirlerinden biri. Merkezdeki yapılar çok iyi korunduÄŸu için gelen turistleri oldukça çeken ÅŸehirlerden. Özelikle sırt çantalıların burayı çok tercih etmelerinin de birinci nedeni Nikaragua'nın Orta Amerika'da en ucuz ülkelerden biri olması ve doÄŸa güzelliklerinin de çok zengin olması. Åžehrin hemen yakınında bulunan Apaya ve Nombacho volkanları en çok talep gören bölgeler. Zaman sıkıntısı olmasa Apaya volkanının tepesinde bir iki gün konaklamak isterdim. SönmüÅŸ bir volkan burası ve krater de göl haline gelmiÅŸ. KarşılaÅŸtığım gezginlerin anlattıklarına göre çok temiz bir suyu varmış, hatta PADI lisansı olanlar için krater gölünün içerisinde dalış turları da düzenlenmekteymiÅŸ. Åžu ana kadar ki gezide fazla şımarık davranıp hedef bütçeyi ikiye katladığım için süreyi kısaltmak durumunda kaldım. Nisan ayında turlara geri dönüp mayıs sonuna Türkî Cumhuriyetleri programım için hazırlanmaya baÅŸlamayı düÅŸünüyorum.
Granada ÅŸehrini biraz hızlı geçmek zorunda kaldık. Sabah konsoloslukta fazla oyalandığımız için Ometepe adasına giden gemiye çok az vaktimiz kaldı ve koÅŸturarak iskeleye gidiyoruz. Geminin kalkmasına on beÅŸ dakika kala varmamıza ve önümüzde sadece dört kiÅŸi olmasına raÄŸmen tam sıra bize geldiÄŸinde giÅŸe kapanıyor. GiÅŸedeki hatun sanki her ÅŸeyi yavaÅŸ yapan kendisi deÄŸilmiÅŸ gibi umursamadan kapatıyor penceresini. Arkasından baÅŸka tekne olsa umursamayacağım ama bir sonraki feribot tam üç gün sonra. Murat sinirleniyor ama İspanyolcası yetmediÄŸi için bana söylesene söylesene diye ısrar ediyor. Dışarıdan bakıldığında durumumuz komik, yandaki büfedekilere eÄŸlence malzemesi olduk. Frenklerin bu tarz insanlar için kullandıkları çok güzel tabirler var esasında ama benim de İspanyolcam yetmiyor kendimi ifade etmeye. DiÄŸer kapıdaki görevliye koÅŸup durumu izah ediyorum. Adan ÅŸaşırmıyor belli ki alışkın bu hatunun yaptıklarına. Bana çaktırmadan bekle iki dakika diye iÅŸaret edip kadının gitmesini bekliyor. Murat hala sakinleÅŸmiÅŸ deÄŸil. Kadın gidince de baÅŸka bir görevli çağırıp listeye isimlerimizi ekletiyor ve kadın geri dönüp biletlerimizi kesmek zorunda kalıyor.
Adaya kadar dört saatlik feribot yolculuÄŸu yapıyoruz. Bilet alırken yaÅŸanan kargaÅŸadan dolayı yiyecek ve içecek almayı unuttum yanıma. Tekne ise kerbela görünümünde. Murat sor birilerine kesin vardır diye fikrini söylüyor ama ben kendimden emin bir ÅŸekilde etrafı kolaçan edip hiç imkân olmadığını söylüyorum. İki dakika sonra yanımızda oturan adam yemekle geri gelince koÅŸtura koÅŸtura adamın yemek aldığı yere gidiyoruz. Açlıktan gözümüz döndüÄŸünden de olabilir ama Orta Amerika'da yediÄŸim en güzel yemeklerden birini yiyorum. Arkasından kahvelerimizi de alıp Nikaragua gölünde gün batımı keyfine varıyoruz.
Feribot Altagracia kasabasının yakınına yanaşıyor. Varış saatimiz gece karanlığına denk geleceÄŸi için kasaba dışında ÅŸansımız yok gibi görünüyor. Adamın biri otel pazarlamaya çalışıyor ama baÅŸta kimse umursamıyor. Ne zaman ki pazarladığı otelin Lonely Planet birinci sıradaki olduÄŸu ortaya çıkıyor, biz dâhil tüm turistler adamın peÅŸine takılıp otele gitmeye karar veriyoruz. Bu kitap gerçekten seyahat incili haline gelmiÅŸ. Herhalde tüm otelciler ve restorancılar kitapta yer almak için uÄŸraşıyorlardır.
Ometepe adası dünyanın tatlı su üzerinde bulunan en büyük adası. En önemli özelliÄŸi ise üzerinde iki adet volkanın bulunması. Bunlardan daha yüksek olanı Concepcion 1610 m lik bir yüksekliÄŸe sahip ve hala aktif. Daha alçak olan Maderas ise 1394 m yüksekliÄŸinde ve krateri göl haline gelmiÅŸ durumda. Adada yapılabilecek en önemli aktiviteler ise haliyle volkan tırmanışları ve Petroglif gezileri. Petroglifler çok eski zamanlardan beri kullanılan anıt mezarlarmış. Adanın coÄŸrafi farklılıkları ülke kültüründe çok fazla mitin yaratılmasına neden de olmuÅŸ haliyle. Yerel inanışa göre volkanlardan biri hayat verirken, diÄŸeri yaÅŸamı almaktaymış.
Adada ne yazık ki tek günümüz var. Sabahtan Murat'la ayrılıyoruz. Murat gene sıcağın alnında bisikletle dolaÅŸmaya karar veriyor. Ben ise her mantıklı insanın yapacağı gibi atlıyorum dolmuÅŸuma ve ilk olarak Ojo Del Agua diye adlandırılan alana gidiyorum. DoÄŸal bir gölet ve özel mülkte olduÄŸu için ücretli park alanı haline getirilmiÅŸ bir yer burası. Tertemiz ve serin sularda yüzüp dinlendikten sonra adanın en meÅŸhur plajı Santa Domigo'ya devam ediyorum. Plaj biraz hayal kırıklığı. Mevsim normallerimidir bilmem ama çok fazla rüzgâr var ve bir gölden beklenmeyecek kadar dalgalı. Kendimi Pasifik sahillerinde gibi hissettim. Gene bikinili kızları göremeyip bir kafede oturup kahve keyfi yapıyorum ve arkasından otele geri dönüyorum.
Murat benden biraz daha sonra geliyor. Çok keyif almış dolaÅŸmaktan bisikletle. Ben eminim ki aynı keyfi almazdım binmediÄŸime piÅŸman deÄŸilim. Ancak burada esas yapmak istediÄŸim bir volkan tırmanışı. Murat daha önce volkana çıktığı için bu sefer hevesli deÄŸil ama gene de beni beklemek için otobüsü bir gün ertelemeye razı oluyor. Ertelemek için Tica Bus isimli otobüs firmasını aradığımda ise sinirlerim tepeme çıkıyor. Telefonu ya açmıyorlar, ya da açsalar doÄŸru düzgün cevap vermiyorlar. Yarım saatlik bir uÄŸraÅŸ sonucunda bende pes ediyorum ve volkan tırmanışı baÅŸka bahara diyorum.
![]() |
|||||
|
|||||
| Galerinin Tüm Resimlerini Görmek İçin Tıklayın! |
Buradan tulgaozan.com bültenine kaydınızı yaptırarak sitenin tüm güncellemelerinden haberdar olabilirsiniz.

