Bişkek - Kırgızistan | Seyyah Notları..

Bişkek - Kırgızistan

  • 2013-9-18 Hindistan Nepal Turum (26 Ocak - 5 Şubat 2014)

    HİNDİSTAN & NEPAL   26 Ocak – 05 Şubat 2014       Farklı dinlerin, farklı dillerin, farklı kültürlerin ve farklı kimliklerin bir arada ahenkle yaş...

  • 2000-1-1 BENELUX - PARIS

     Yoğun ama keyifli bir programdır. Avrupa birliğinin merkezini oluşturan beş ülkeden geçilen turda güzergâhın kaçırılmaması gereken en önemli bölg...

Kahvaltımı ettikten sonra ilk olarak Bişkek ertesi organizasyonumu tamamlamak üzere otelden ayrılıyorum. Haritada tren istasyonu yakın görülüyor ve hemen otelin önünden raylar geçmekte. Ancak yola çıktıktan sonra olayın göründüğü kadar olmadığı ortaya çıkıyor. Uzunca bir süre yürümeme karşın istasyona rastlayamıyorum. Kiril alfabesi okuyamadığım için de yönlendirme tabelaları bana bir şey ifade etmemekte.

Buraya gelmeden önce her gittiğim yerde bir şekilde anlaşırım diye düşünmekteydim. Kırgızistan'da ise adamların dili Türkçe olmasına karşın anlaşmak çok zor oluyor. Demir yolu Kırgızcada "Temir Yolu" demekmiş. Ben bildiğim tüm kelimelerle tarif etmek bir yana, tren sesi çıkartarak bile taklit etmeye çalıştım (gerçi bu muhtemelen daha çok kafa karıştırdı) .Ama adamların aksanlarında söylemediğiniz sürece anlamıyorlar. Ya da anlasalar bile onların anlattıklarını sizin anlamanız mümkün olmuyor. Ümitsiz bir şekilde uğraşırken Şükrü isimli, Bişkek'te Matematik okuyan bir Türk gencine rastladım ve o sayede istasyona ulaştım.

Bir saatten fazla süren çabalarım boşunaymış. Bişkek'ten Taşkent'e tren yok. Bir sonraki durağım Tacikistan Büyükelçiliği. Burada şansımın yaver gitmesini umuyorum. Kapıda duran taksiciler arasından birini seçiyorum hemen. Burada edindiğim tecrübelerden biri Mümkünse Rus veya Ukraynalılarla para alışverişine girmek, Kırgız ile iş yapacaksan da çok dikkat etmek oldu. Taksilerde de durum aynı. Kırgızlar hem yol bilmiyorlar, hem de sürekli dolandırmaya çalışıyorlar adamı. Rus şoförün pazarlık etmeden 80 som istediği bir mesafeye Türk şoför 150 som dan başlayıp 100 som'un altına gitmiyorlar. Parayı araçtan inerken vermek lazım yoksa yeni sorunlar yaşanıyor.

Tacik konsolosluğu kapalı. Salı günü kurtuluş günleriymiş ve Çarşamba açılacak. Durumumu anlatıyorum. Pasaportumu inceliyor kapıdaki görevli ve bana Çarşamba günü gelip vize alabileceğimi söylüyor. Rahatlamış durumdayım. Yalnız burada bir gece daha kalmam gerekecek. Pek istekli değilim açıkçası ama daha önceki gezilerde de tecrübe etmiştim. Vizeyi veren konsolosluktan almak lazım, beklerim...

Bişkek oldukça ufak bir şehir. Nüfusu 900.000. Haritadan baktığım kadarı ile yapacak fazla bir şey yok. Daha çok doğa sporları ile ilgilenenlerin tercih ettiği bir coğrafyadayım. Şehir turu muhtemelen birkaç saatimi alır. Yarın için ne yapacağımı düşünüyorum bu arada. Bir kahveye oturup kitap üzerinde çalışıyorum.

Şehre en yakın gidilebilecek mevki Alla Archa milli parkı. Buraya 40km mesafede. Güzel bir trekking rotası var ama gece kalmak gerekiyor. Gelirken görmeyi düşündüğüm Issık Köl bölgesi ise 2-3 günlük bir vakit gerektiriyor. Özbekistan gezilerinden kısmaya hiç niyetim yok. Buralara gelmemin esas amacı o. Şehirde zaman öldürmek daha mantıklı geliyor bana.

Harita çalışması aklıma başka fikirler getiriyor. Buradan Taşkent'e direk gitmek yerine güneyden giden bir yol daha buluyorum. Gelmeden Burçin ağabey bana Fergana vadisini övmüştü. Yolda tanıştığım Anna isimli Kazak kız da bana Uş şehrinden bahsetmişti. Yolun çok yıpratıcı olacağını biliyorum ama Altay dağlarını geçmek ilginç olacaktır.

Dolaşmaya başlayınca şehir kafama çabuk oturuyor. Zaten her şey bir caddenin etrafında dönmekte. Ağırlıklı Sovyet yapıları karşıma çıkıyor. Buraların en güzel yanı parkları. Çok yeşil alan yaratmışlar. Hava da güzel olunca gün keyifli geçiyor. Chui caddesi etrafında dolaşıyorum. Tek başına olunca insanlarla tanışmak daha kolay oluyor. Etrafta fazla turist de olmayınca boynunda fotoğraf makinesi olan biri daha dikkat çekici buralarda. Herkes gönüllü modellik yapıyor ama sorun herkes fotoğrafını da yollamamı istiyor. İnternet adresi olmayanlar nazar boncuğu ile idare edecekler artık.

İkinci günümde acelem olmadığı için çıkmadan odamdaki saunayı açtırıp biraz keyif yapıyorum. Bugünkü programda müze ve hediyelikleri halledeceğim. Ala-Too meydanına gidip tarih müzesiyle programa başlamak istiyorum. Beyaz Saray diye adlandırılan hükümet binasının hemen yanında bulunuyor bu müze. İkinci kat Türk tarihine, birinci kat ise Sovyet tarihine ayrılmış durumda. Kapıda müze rehberlerinden birini kiralamak istiyorum ama sadece Kırgızca ve Rusça konuşuyorlar. İçeride ise hiçbir yerde Latin alfabesi kullanılmamakta. Tahminlerime göre Göktürklerden Karahanlılara kadar önemli eserler bulunuyor. Alt katta ise her yerde Lenin ve arkadaşlarının heykelleri var.

Otele dönüp biraz dinleniyorum ve son gecemde Bişkek gecelerinin tadını çıkartacağım. İki gündür konuştuğum insanlar vasıtası ile gece hayatı konusunda fikir sahibi oldum. Odadan çıkmadan iki tane Red Bull içip kendime takviye yapıyorum ve taksiye atlayıp merkeze gidiyorum.

Barların hareketleneceği saat gelene kadar, Chui caddesi üzerinde bulunan ve sahibi ürk olan Beta Stores isimli mekâna gidiyorum. Ayrandan demlik çaya kadar tüm Türk ürünleri mevcut. Gündüz yaşamı gibi gece yaşamı da bu cadde etrafında şekillenmiş durumda. Yalnız sokaklar biraz boş. Alma Ata ayarında bir gece hayatı beklemiyorum ama en azından biraz daha hareket iyi olurdu...

Ümidimi kesmeden kendimi sokaklara atıyorum. Parklardan birinin yanından geçerken ağaçların arkasından uzaklardan müzik sesi geliyor. Yol karanlık ve pek tekin gözükmüyor. Bir an tereddüt etsem de merak edip dalıyorum karanlığa ve ilerde çok güzel bir mekân karşıma çıkıyor. Kaliteli bir yer olduğunu kapıdaki arabalar da göstermekte. "Sherbet"miş buranın ismi. Canlı müzik olmasa bence daha iyi olur ama gene de bara geçip iki bira içiyorum. Gelen insanlar da çok şık olunca keyfim yerine geliyor. Gece güzel başladı.

İkinci bara geçmek için tekrar Chui caddesine dönüyorum. Ama ortalık biraz garip, şehir tamamen ölmüş artık. "Crystal" ve "Fire & Ice" bana tavsiye edilen mekânlardı. İkisi de kapalı. Bir önceki bardan bu kadar erken ayrıldığıma pişman oldum. Sokaklarda rahatsız edici bir görüntü var. İki tane sokak kavgasına şahit oluyorum ki az daha bunlardan birinin ortasına düşecektim.

Canım sıkkın ve otele dönmek zorundayım. Günün son sürprizi otelin de karanlığa gömüşmüş olması. Resepsiyondaki kız olayı açıklıyor. İklim değişikliği neticesinde nehirlerdeki su seviyesi çok düşükmüş. Fakir olan ülkenin tek enerji kaynağı Hidroelektrik santraller olunca da mecburen elektrik kesintileri başlamış. Belli bir program çerçevesinde sürekli kesintiler oluyormuş ve bu da aylık olarak herkese bildiriliyormuş. Kızın bana açıklayamadığı tek şey bunu bildiği halde gece çıkarken niye uyarmadığı oldu. Dediğine göre hiç düşünmemiş...

ilyasarif diyor ki;
bu uzunca yazıyı okudum bazılarına katılmıyorum bişkek kırgızduşanbe tacik sürekli gidip geldiğim yer ayda 3 yada 5 kez uçuyorum yıllardır bi sıkıntı görmrdim yalnız bir tanıdık olduktan sonra süper yerler var ipin ucunu kacırmadan hareket etmek gerek
12-06-2013

Yorum Yaz

Adınız Soyadınız :
Mail Adresiniz :
Web Siteniz(varsa) :
Mesajınız :

Galeri

Borneo Papua küba Meksika Etiyopya Ukrayna Vietnam İskoçya Özbekistan

Tümünü Gör »

 

E-Bülten

Buradan tulgaozan.com bültenine kaydınızı yaptırarak sitenin tüm güncellemelerinden haberdar olabilirsiniz.

Ad Soyad :
E- Mail :
   
 
Canlı Yer İmleri