Taşkent - Özbekistan | Seyyah Notları..

Taşkent - Özbekistan

  • 2013-9-18 Hindistan Nepal Turum (26 Ocak - 5 Şubat 2014)

    HİNDİSTAN & NEPAL   26 Ocak – 05 Şubat 2014       Farklı dinlerin, farklı dillerin, farklı kültürlerin ve farklı kimliklerin bir arada ahenkle yaş...

  • 2000-1-1 BENELUX - PARIS

     Yoğun ama keyifli bir programdır. Avrupa birliğinin merkezini oluşturan beş ülkeden geçilen turda güzergâhın kaçırılmaması gereken en önemli bölg...

12
Eylül
2008

Taşkent - Özbekistan

Sabah uyandığımda güzel bir kahvaltı ediyorum. Oteli kalitesi ve ödediğim parayı göz önüne alırsak seyahat başından beri yediğim en mükellef kahvaltı olması normal. Tüm yorgunluğumu atmış durumdayım ama buradan sonraki programım çok yoğun olacak. Bu  seyahatin en önemli üç şehrine arka arkaya gideceğim. Bu otelde kalmak kendime getirdi beni.

Tulkin ile kahvaltı ertesi lobide buluşuyoruz. Kendisini ilk defa göreceğim ama methini çok duymuştum. Alınması çok zor olan Özbek vizesini benim için o halletti. Hatta Bros Turizm'den Burçin Ağabey vasıtası ile geldiğim için bunu yarı info gezisi olarak görüyor ve tüm masraflarımı acentesine karşılatmayı bile düşünmüş. Ama gerek yok buna. Kendi keyfim için geldim ben bu ülkeye bu sefer.

Hareket etmeden ilk yaptığım iş para bozdurmak oluyor. Özbekistan'da döviz büroları çok az var ve resmi yerlerde bozdurmazsanız kurdan hep zarar ediyorsunuz. Büyük otellerde resmi döviz bürosu bulunmakta Mısır'da olduğu gibi. Ancak buranın en büyük sıkıntısı banknotların değerleri. En büyük para birimi 1000 Som ve karşılığı 1 YTL. Banknotların değeri ülkenin pahalılık oranını belirtmiyor. Gene diğer ülkelerdeki yaklaşık maliyetlerim mevcut olacak ama her yerde deste deste para harcamak zorunda kalacağım. Otelde ilk para bozdurduğumda tüm bunları bilmediğim için tek seferde 300 Euro bozdurmak istedim. Kasadaki kadın bana desteleri hazırlamaya başladığında hemen müdahale edip büyük banknotlar rica ettim. En büyük banknotun 1000 Som olduğunu duyduğumda ise gerçekten şaşırdım. Mecburen 100 Euro'luk bir kısmını bozdurup kalanı sonra bozdurmaya karar verdim.

Otelden çıkınca Tulkin ile ilk tartışmamız yaşanıyor. Tren istasyonuna gitmek için bindiğimiz taksinin parasını Tulkin ödüyor. Ben kabul etmiyorum ama nafile. Beni misafir etmek istiyor her yerde ama benim elini cebine sokturmamam lazım. İnsanı rahatsız edecek boyutta misafirperverlik anlayışları var. Ertesi günkü Semerkant seyahatinin tren paralarını benim ödemem konusunda anlaşıyoruz en sonunda.

Tulkin'in ailesi Semerkant'lı. Taşkent'e üniversite eğitimi için gelmiş. Üniversitedeki hocalarından biri sayesinde şehirde oturma vizesi almış. Anlattığına göre Taşkent'te oturabilmek için belediyenin bir komisyonunun onayı gerekmekteymiş ve talep çok yoğun olduğu için de almak çok zormuş. Benim de seyahat boyunca kaldığım her otelden konakladığıma dair özel bir kâğıt almam gerekecek. Sınırı geçerken ihtiyacım olacak bu kâğıda.

Normalde Taşkent ertesinde Urgenç'e uçak ile geçmeyi ve ertesinde karadan Buhara ve Semerkant üzerinden Tacik sınırına inmeyi düşünüyordum. Vize durumum netleşmediği ve Tulkin'in de yarın Semerkant'a gitmesi nedeniyle bende programımı değiştirdim. Tulkin ve oğlu Yusuf ile birlikte gideceğim ve programı tersten yapacağım. Tulkin seyahatini benim için geciktirmiş. Ailesi sabırsızlıkla torunu görmek için beklemekte. Ben ise herhangi bir şekilde erken dönmem gerekirse Semerkant ve Buhara'yı kaçırmak istemiyorum. Gerçi Hiva'da çok önemli ancak vize durumuna göre ne yapacağıma karar vereceğim.

Özbekistan'da gezeceğim en az önemli şehir Taşkent. Şehir özellikle Rusların geldiği dönemde ön plana çıkmaya başlamış. Hatta ismi bile günümüzde Rus aksanı ile söylenmekte. Özbekçede "Kand" ve "Kent" kelimeleri aynı anlama geliyor. Samarkand ve Kokand örneğinde olduğu gibi ilk heceler kalın ünlülerden oluşurlarsa sonuna gelen şehir ekininde bu buna uyum sağlaması gerekiyor. Ama bu kurala uymayan tek şehir Taşkent ve nedeni de zamanında Rusların telaffuzunun oturmuş olması.

Ülke Sovyet Devriminin ertesinde oluşturulmuş. Genel tarihine bakarsak ise Cengiz Han ertesinde bölük pörçük emirliklerden oluşan bu toprakları 14. yüzyılın ortalarında bizim Aksak Timur (Timur leng) adıyla bildiğimiz, Dünya tarihinin en önemli kişiliklerinden Emir Timur birleştiriyor. Semerkant şehrinin başkent olduğu o zamanın dünyasına yön verdiği dönemde Timurlu İmparatorluğu Asya kıtasının yarısını ele geçirmeyi başarıyor. Timur'un 15 yüzyıl başında ölmesi ertesinde bir asır kadar ardılları denetimi sağlamayı başarsa da ülke Emirlikler haline bölünüyor. 18. yüzyılda ise bölgede hakim olan üç önemli Emirlik var: Hiva, Buhara ve Kokand Emirlikleri. 19. yüzyılda Ruslar ve İngilizler arasında yaşanan güç savaşından Ruslar galip çıkıyor ve Taşkent o dönemde Rus valisinin yerleşmesiyle önem kazanıyor. Devrim ertesinde Kızıl ordu'nun bölgeye hâkim olmasıyla beraber 1920 yılında Buhara ve Hiva Enirlikleri de işgal ediliyor ve 1924 yılında Özbek Sovyet Sosyalist Cumhuriyetine bağlanıyorlar. Ülkenin bağımsızlığını kazanması ise 1991 yılında Sovyetler Birliğinin çöküşü ertesinde gerçekleşiyor.

Şehir programım
da öncelikle Uygulamalı Sanatlar Müzesine gidiyorum. Oradan çıktıktan sonra şehir parkını dolaşıp Müstakillik (Bağımsızlık) meydanına geçiyorum. Bu meydan Sovyet döneminde devrim ile bağlantılı tarihlerde  tüm gösterilerin yapıldığı alanmış. Bağımsızlıktan sonra ise bu meydan trafiğe kapatılmış be bağımsızlık heykeli dikilmiş. Heykeli bir sütunun üzerinde bulunan küre ve üstündeki Özbekistan haritasından ibaret. Anlamı ise Sovyetler döneminde kimsenin yerini dahi bilmediği Özbekistan'ın artık tüm dünyaca tanınması.

Arkasından Broadway diye adlandırılan caddeye gidiyorum. Gelmeden önce okuduğum kadarıyla burası birkaç sene öncesine kadar şehrin en hareketli caddesiymiş. Lonely Planet'te yazdığına göre de bir gün Kerimov caddeye gelmiş ve sinirlenip tüm kafeleri kapattırmış. Yazarlar bu konuda oldukça tepkiliydi ve bunun Kerimov'un kompleksi olduğunu söylüyorlardı. Ama durum esasında farklı ve doğru olan Kerimov'un yaptığı. Kitapta bahsedilen mekânlar yarı pavyon konumundaymış. Geceleri ise ciddi anlamda seks ticareti olan bir bölge haline geliyormuş cadde. Bir tarafında bakanlıklar, diğer tarafında KGB binası olan bu kadar merkezi bir noktanın bu hale gelmesi ülkenin imajını zedelediği için haliyle Kerimov olaya müdahale etmiş ki şu anda her şey yasak değil sokakta. Normal kafeler ve sokak sanatçılarının bulunmasına izin var. Mesela sokaklardan birinde çok ciddi bir resim galerisi var. Bence her şeye backpacker bakış açısı ile bakmamak gerekiyor. Her ne kadar eski hali çok daha hareketli olsa da bence şu anki ortam da gelişecek ve güzel bir bölge haline gelecektir burası.

Broadway caddesinden sonra şehirde dolaşıp yemek yiyorum ve fotoğraf çekmeye çalışıyorum. Emir Timur müzesini gezmeye gidecekken Tulkin'den haber geliyor, Tacikistan vizem çıkmış ama giriş verdikleri tarih benim dönüş uçağımın ertesi günü. Gitme şansım kalmadı ve Özbek vizemin uzatılması gerekmekte. Koşturarak otele geri dönüyorum ve hemen Türk Hava Yollarını arayarak dönüş uçağımı Taşkent'e değiştiriyorum.

Otele girdikten sonra tekrar çıkmak mantıklı gelmiyor. Emir Timur müzesi dönüşe kalacak. Biraz dinlenip gece hayatını görmeye karar veriyorum. Otelim şehrin modern bölgesinde, Emir Timur Caddesi üzerinde bulunuyor. Her ne kadar uluslar arası bir zincir olsa da işleticisi Türk bir firma. Bu bölgede Türk müteahhitlerin yaptığı birçok bina bulunmakta ve buna şehrin en yüksek binası da dâhil.

Türklerin burada bireysel iletişimleri çok iyi ama gene devlet olarak aramız limoni. Bu nedenden dolayı zaten vize konusu sıkıntılıymış. Burada çalışan Türkler bile her altı ayda bir vize almak zorundalarmış. Nedenini sorduğumda 90lı yıllarda aynı Azerbeycan'da Haydar Aliyev'e karşı gerçekleştirilen suikast girişimi gibi burada da başarısız hareketler yaşanmış. En son yaşanan ciddi sıkıntı ise şehirde bir binanın bombalanması ve arkasından yapılan araştırmada olayın arkasında ülkede faaliyet gösteren bir Türk cemaat okulunun iki öğretmeninin bulunması. Bu şahıslar Türkiye'ye kaçmışlar tüm ısrarlara rağmen iade edilmemişler.

Gece otelde akşam yemeğimi yedikten sonra yolda gelirken gördüğüm şık görüntülü bir bara gidiyorum. Mekân güzel ama herkes masada oturmuş ve muhabbet ediyorlar. Barda yalnız başıma iki bira içtikten sonra sıkılıyorum ve gece kulübüne gitmeye karar veriyorum. Otele en yakın mekân kitapta da ismini gördüğüm Diplomat. Bulmak çok kolay olmuyor ama kısa bir yürüyüşten sonra varıyorum. Disko diye tarif edilmiş olsa da dış görüntüsü daha sakin. Kapıdaki arabalar kaliteli, içerisi de fena olmasa gerek gibi gözükmekte.

İçeriye girdiğimde karşıma çıkan ilk görüntü "Gentlemen Club" havası. Girişe oturma gurupları ve bilardo masaları var. Tabii insanların kıyafetleri ve davranışları temaya pek uygun değil. Kimse bilardo bilmiyor ve sokak kahvesinde bilardo maçı yaparmışçasına oynuyorlar. Bar kısmına geçtiğim zaman ortamı tam olarak algılıyorum. Mekân daha dolmaya başlamamış ama gecenin ilerleyen vakitlerinde neler olacağı belli. Tam bizim Aksaray'da bulunan Serenda ve Bacardi gibi Rus pavyonlarının benzeri. Dikdörtgen, basık bir dans pisti ve etrafında masalar. Her masanın üzerinde "rezerve" tabelası bulunuyor. Barın önü sadece genç kızlarla dolu. İnsanlar içki alma bahanesi ile bara gidip kızlarla tanışıyorlar ve arkasından yeni arkadaşları ile beraber masalarına geçiyorlar. İçerde çok da Türk var. Fark etmek kolay oluyor, herkes gri kumaş pantolon ve kareli veya yatay çizgili gömlek giymiş. Tabi ben hazırlıklı değilim, üzerimde bir kot ve tişört var. İlgi çekici olamıyorum yeterince...

E.Şenkal diyor ki;
modern bir şehir gece hayatı istanbulu aramıyor insanları cana yakın ve bizleri cok seviyorlar
01-03-2012
gazi simsek diyor ki;
özbek stan kızlarının güzel görüntülerii
i
12-06-2012
halil diyor ki;
yahu arkadaş sen okadar şey boşuna anlatmışsın sen gece hayatından bahsetsene
19-12-2012
yunus kaya diyor ki;
ben 8 gun sonra gidiyorum.size sormam gereken sorular var bana ulasırsanız sevınırım
28-04-2013

Yorum Yaz

Adınız Soyadınız :
Mail Adresiniz :
Web Siteniz(varsa) :
Mesajınız :

Galeri

Borneo Papua küba Meksika Etiyopya Ukrayna Vietnam İskoçya Özbekistan

Tümünü Gör »

 

E-Bülten

Buradan tulgaozan.com bültenine kaydınızı yaptırarak sitenin tüm güncellemelerinden haberdar olabilirsiniz.

Ad Soyad :
E- Mail :
   
 
Canlı Yer İmleri