Yoğun ama keyifli bir programdır. Avrupa birliğinin merkezini oluşturan beş ülkeden geçilen turda güzergâhın kaçırılmaması gereken en önemli bölg...
Yüzölçümü:1.001.450 km2
Sınır Komşuları :Sudan(1.273km), İsrail(266km), Libya(1.115km), Gazze Şeridi(11km)
Nüfus:80.335.036 (Temmuz 2007)
Resmi Diller:Arapça
Din:Müslüman (%90), Kıpti (%9)
Para Birimi:Mısır Pound'u
Başkent:Kahire
Saat Dilimi:GMT +2
Milli Bayram:28 Şubat (1922)
Vize Durumu:Türk vatandaşlarının vize alması gerekmektedir.
Kaçırılmaması Gerekenler
Kahire
- Kuzey Afrika’nın en güzel ve karmaşık metropollerinden biridir
o Kahire müzesi: Antik Mısır arkeolojisinin çok önemli eserleri sergilenir. Tutankamon’un mezar odasından çıkarılmış eserler de buradadır.
o Camiler: İslam Mimarisinin çok önemli eserleri bulunur:
§ Amr ibn-ül As Camii: Kuzey Afrika’daki en eski camiidir.
§ Rifaiye camii: İran Şahı dâhil birçok önemli mezar vardır.
§ Sultan Hassan: Dört mezhep için dört revak bulunur.
§ Kavalalı Mehmet Ali Paşa Camii: Sinan ekolünde yapılmış ve ağırlıklı su mermeri kullanılmıştır.
o Kıpti Mahalle: Mısır Hıristiyanlarının yaşadığı bölge:
§ Hz. İsa ve Hz. Meryem’in Mısır’a kaçtıkları dönemde saklandıkları mağaralar üzerinde kurulmuş kiliseler vardır.
§ Kapadokyalı Aziz Georgios’un işkenceye uğradığı ve öldürüldüğü mağara da mevcuttur.
o Khan el Khalili: Otantik ortamını koruyan bir çarşıdır. Aynalı kahve ve Necip Mahvuz kahvesi görülmeye değerdir.
Gize Bölgesi
- Gize Piramitleri: dünyanın yedi harikası arasında sayılan Keops Piramidi, aynı sülaleden Kefren ve Mikerinos Piramitleri ile Sfenks burada bulunur.
- Sakara Piramidi: Mısır tarihinin ilk piramididir. Basamaklı veya dereceli piramit diye de adlandırılır.
- Dahsour Piramitleri: Yanlış hesap yapıldığı için açısı değiştirilen “Yamuk Piramit” ve tamamlanmış ilk piramit olan “Kızıl Piramit” burada bulunur.
İskenderiye
- Akdeniz kıyısında, güzel bir şehirdir. Özellikle yeni yapılan İskenderiye Kütüphanesi görülmeye değerdir.
Luksor
- Yeni İmparatorluk Dönemi Başkenti.
o Luksor ve Karnak Tapınakları: Oldukça görkemli yapılardır.
o Krallar vadisi: Yeni İmparatorluk dönemi mezar alanları
o Hatchepsut tapınağı: Mısır tarihinin tek kadın firavununa aittir.
o Medina Habu: Turistik programlarda çok fazla bulunmaz ama en iyi korunmuş tapınaklardandır.
Otel Gemiler ile Nil Gezisi
- Luksor ve Assuan şehirleri arasında yapılır ve hem Nil’in muhteşem manzarası ile dinlenmek, hem de Helenistik Dönem Tapınaklarını gezmeğe olanak sağlar.
Abu Simbel
- II. Ramses’in Kadeş Savaşı anısına yaptırdığı bu tapınak Mısır’daki en iyi korunmuş tapınaktır.
Kızıldeniz
- Dünyanın en iyi korunmuş sualtı güzellikleri burada bulunur. Hurgada veya Sharm-el-Sheik en popüler iki tatil beldesidir.
Sina Yarımadası
- Süveyş Kanalının Asya tarafında kalan bu bölge deniz tatilinin yanı sıra kültürel gezilere de olanak sağlar.
o Musa Dağı: Hz. Musa’ya on emrin vahyedildiği dağdır. Gün doğumuna gitmek gerekir. Hemen yanında dünyanın en eski manastırı olan St. Catherine bulunur.
o Ayn Musa: Hz. Musa’nın firavundan kaçarken Kızıldeniz'i geçtiği tahmin edilen yerdir. Karşı kıyıya geçtikten sonra asasıyla yere vurarak su çıkarttığı pınarlar da buradadır.
Bir kültürü irdelerken yapılabilecek en büyük hata, onu içinde bulunduğu coğrafi şartlar ve zaman diliminin dışında, diğer uygarlıklar ile kıyaslamak olacaktır. Bu tanımlamaya en uygun uygarlıkta herhalde Mısır uygarlığıdır. Büyük tarihçi Herodot'un söylediğini biraz geliştirebilirsek, Mısır için, "Mısır'a Tanrının en önemli bağışı Nil, Nil'in tarihe en önemli bağışı da Mısır'dır." diyebiliriz. Kısaca Mısır kültürü belli bir coğrafik olguya sıkı sıkıya bağlı "nilotik" bir kültürdür.
Her ne kadar tarih öncesi devirlerden günümüze neredeyse hiç bir iz kalmamış olmamasına rağmen son dönemlerde yapılan çalışmalar Mısır'daki Paleolitik ve Neolitik devirler hakkında da fikir sahibi olmamızı sağlamıştır. Mısır, günümüzdeki coğrafi şartlarına Neolitik devirlerin başlangıcındaki iklim değişiklikleri neticesinde kavuşmuştur ve ülkenin küçük bir kısmına hayat veren Nil de günümüze kadar gelen "gizemli" Mısır uygarlığının temelini oluşturmuştur.
Coğrafi şartlar ve bunların halk yaşamına etkileri
Erken paleolitik ve öncesinde Mısır, günümüz ekvatoral iklimine yakın bir iklime sahipti. Bugün vadinin yarısını ancak kaplayan Nil o dönemde tüm vadiyi kaplıyor ve zamanla çöl haline gelecek yerlerde yaşam koşulları sunuyordu. Neolitiğin başlangıcında çok kısıtlı yaşam koşulları sunmaya başlayan bölge, dünyanın en ilginç kültürlerinden birinin oluşması için yeterli koşulları sağlamış oldu.
Tarih devirlerindeki Mısır Uygarlığı tamamen Nil'e bağlıdır. Bu dünyanın belki de en büyük vahası toplumu "dünyanın en az isyankâr" halkı haline getirmiş, tarihlerine ve tanrılarına çok bağlı bir toplum oluşturmuştur. Coğrafi şartlarından dolayı çok fazla istila edilme riski taşımadığı için de kültürün çok uzun bir zaman süresince devamlılığı da sağlanmıştır. Aynı şartlar dönem uygarlıklarına kıyasla çok fazla savaşçı olmayıp, sanat ve mimariye daha yatkın bir uygarlığın gelişmesine zemin oluşturmuştur. Antik çağdan günümüzde dünyanın en iyi korunmuş uygarlığının Mısır uygarlığı olmasının nedeni ise oldukça basittir. Roma dönemi ile birlikte Eski Mısır Uygarlığının sona ermesi neticesinde kullanılmayan tapınaklar kum altına gömülmüş ve nemsiz bir ortamda yüzyıllar boyunca saklanan bu eserler günümüze kadar ulaşabilmiştir.
Tarih öncesi devirler
Uzun yıllar Mısır'da dünyanın diğer bölümlerinde yaşanan çağların yaşanmadığına inanılmıştır. Ancak Mısır'da da Avrupa'daki gibi paleolitiğin tüm aşamaları görülmüştür: Şelien öncesi, Şelien, Aşöliyen, Lövaluvazo-Musteriyen, Musteriyen, Ateriyen, Şebilian ve son olarak Orinyasyen, Solutreyen ve Magdalenyen, Helvan Endüstrisi ile Kapsiyen bulunur.
Neolitik dönemle birlikte Nil gittikçe küçülür ve vadinin iklimi günümüz iklimine yaklaşır ve nüfus artışı görülür. Mısır'ın demografik yapısı hanedanlar dönemindeki şeklini almaya başlar. Her ne kadar 20.yy'ın başlarında yapılan kazılarda Nagana döneminden kalan eserler ortaya çıkarılmışsa da esas yerleşim alanları Nil'in getirdiği alüvyonların altında kalmıştır.
Tarih devirleri
Tüm dünyada tarih başlangıcı yazının bulunmasıyla başlar. Mısır'da tarih devirlerinin başlangıcı 3100 yıllarında Sümerlerden aldıkları yazıyı kendi yaşamlarına uygulamalarıyla başlar. İlkyazı başlangıcı "piktogram" adı verilen şekillerdir. Daha sonraları değişik şekilleri yan yana koyarak olayları ifade etmeye başlamalarına "ideogram" adı verilir( örneğin yumurta ve kuş yan yana konduğunda doğurmak anlamına gelmesi) ve yazının son aşaması da "hiyeroglif"tir. "Demotik" diye adlandırılan yazı biçimi ise rahiplerin ve üst entelektüel kesimin kendilerini ifade etmek için kullandıkları simgelerdir. Mısır kültürü o dönemde Sümerlerden sadece yazıyı almakla kalmaz; sanat üslupları da oldukça etkilenir. Mezopotamya mimarisinin an akılda kalıcı simgesi olan "Zigurat" Mısır mimarisini de oldukça etkiler. Mezar odası "Mastaba"dan piramitlere geçişte bu etkilenimin bir parçasıdır. İlk "Dereceli Piramit" olan Djezer piramidi bu olaya en önemli örnektir. İÖ 3000'li yıllardaki diğer bir önemli olay da Narmer (Menes) isimli hükümdarın Aşağı ve yukarı Mısır'ı birleştirmesidir Nil'in akış yönü. (Aşağı Mısır Kuzeyi, Yukarı Mısır Güneyi simgeler) ve bu olay hanedanlar dönemini başlatır. Günümüzde hanedanlar dönemi hakkındaki bilgilerin en önemli kaynağı Manethon isimli bir tarihçidir. Ptolemaik devirde yaşamış, esasen rahip olan Manethon eski Mısır dilini bilmekteydi ve Yunanlı bir hükümdarın isteği üzerine Mısır tarihini yazmıştır. Ne yazık ki eseri İskenderiye Kütüphanesi ile birlikte yanmıştır. Günümüzde eserin ikinci kopyasından kalan yetersiz bir kısım parçalar ile sülaleler hakkında bilgi edinilmeye çalışılmaktadır. Manethon otuz adet sülaleden bahseder ancak bu sülalelerin bir kısmı sadece ismen vardır haklarında hiçbir bilgiye ulaşılamamıştır. Eski Mısır tarihi genel olarak üç dönemde incelenir: Eski Krallık, Orta Krallık, Yeni Krallık. Krallıkların arasında iki ayrı ara dönem bulunur. Bu dönemler Mısır'ın işgal altında bulunduğu dönemlerdir. Mısır tarihi uygarlığı ortadan kalktıktan sonra bile dünyanın ilgisini çekmiştir.
17. yy'da P.Kircher isimli bir Cizvit rahibi eski Mısır dilinin Kıpti dilinde yaşadığını keşfetmiştir ama bu dilin çözülmesi için 19. yy'a kadar beklemek gerekmiştir. Jean Françios Champollion isimli bir araştırmacı Hiyeroglifleri ilk olarak okumayı başarmıştır. Napolyon'un Mısır seferi esnasında bir subayın bulup getirdiği Rosetta isimli taş üzerinde çalışmalar yapan Champollion bu dili çözmeyi başarmıştır. İşin doğrusu bu taş üzerinde çalışma yapan ilk insan Champollion değildi ve hatta bazı kelimeler daha önce çözülmüştü ancak Champollion'un keşfettiği en önemli nokta taşın bir kenarının kırık olduğu idi. Bulunduğu yerden dolayı Rosetta taşı olarak tanınan bu blok parçası, ilk olarak Description de l'Egypte (Mısır'ın Tasviri) isimli kitapta yayınlanmıştı. Kullanılmış üç yazıdan biri, Yunanca olanı bilinmekteydi ve bu yazıda V. Ptolemios Epipanes'in buyruğundan bahsedilmekteydi. Diğer ikisinden biri Mısır yapılarında gördüğümüz figürlere benzer işaretlerden oluşmuş olan, İskenderiyeli Klement'den beri Hiyeroglifik (kutsal karakterli) diye adlandırılan yazıydı. Diğeri ise Arapçaya hiç benzemeyen, demotik olarak adlandırılan halka özgü metinlerde kullanılmış işlek bir yazıydı.
Üzerinde üç ayrı dilde yazılar bulunan bu taş ile yapılan çalışmalarda diller birbirleri ile karşılaştırılarak çözülmeye çalışılmıştı ve önceki araştırmacılar kırık bölgeyi fark edemediklerinden dolayı sonuca ulaşamıyorlardı.
Mısır takvimi
Mısır takvimi de diğer bütün öğelerde olduğu gibi Nil'e bağımlı idi. Ekvator göllerinden kaynağını alan bu nehir daha önce de söylediğimiz gibi Mısır'ın tek yaşam kaynağı idi. Nil'in en önemli beslenme kaynağı ise Habeşistan'ın muson yağmurları idi. Zira bu yağmurlar olmasaydı Mısır'a gelene kadar Sudan havzalarında emilen nehir sularında ülkeye yetersiz miktarlarda su ulaşacaktı. Haziran ayında başlayan muson yağmurları aradaki mesafe nedeniyle ancak Temmuz ayının ortalarına dolayı Mısır'a ulaşır. Bu olay tarımdan ulaşıma kadar Mısır'ın tüm gündelik yaşamını etkiler. Yani güneşin her şeyi kurutabileceği dönemde toprak suyla kaplanır. Diğer bir önemli olay ise gökbilimcilerin Sirius diye adlandırdıkları Sotis yıldızının gökyüzünde güneş ile birlikte görülmesi idi. Güneş takvimi kullanan Mısırlılar, seneyi on iki aya bölmüşler ve her ayı da otuz gün olarak kabul etmişlerdir. Her sene sonunda ise beş gün tanrılar için yapılan bayramlara ayrılmıştı. Kısaca günümüz takvimi ile Eski Mısır takvimi arasında her dört yılda bir günlük fark oluşuyordu. Mısır kronolojisini hazırlamak isteyen uzmanlar için bu olaylar çıkış noktası olmuştur. Keza firavunlar döneminde yazılan belgelerde tarih belirtmek yerine hükümdarın birinci, ikinci... Yılı diye devam ediliyor ve her hükümdar değiştiğinde ise takvim yeniden sıfırlanıyor idi. Yapılan araştırmalar neticesinde yukarıda belirtilen olayların çakışmasının İsa'dan önceki beş bin yıl içerisinde üç defa yaşandığını göstermiştir: birincisi 1325-1322 arasında, ikincisi 2785-2782 arasında ve üçüncüsü ise 4245-4242 arasında. Günümüzde elde edilen bilgilere göre bulunan takvim ile ilgili metinler 2400 yılından itibaren başlamaktadır. Bu nedenden dolayı da Mısırlıların takvimi İÖ 2785'lerde kullanmaya başladıklarına inanılmaktadır.
Günümüzde bilinen Eski Mısır tarihi, yunanlı tarihçi ve Heliopolis'in büyük rahibi olan Manethon tarafından ilk kez kaleme alınmıştır. IO 3. yy da I. Ptoleme devrinde ortaya çıkan yapıt Yukarı ve Aşağı Mısır'ı birleştirici olarak bilinen Menes'ten (Narmer) başlayarak Büyük İskender'in kendisine İskenderiye'yi başkent olarak seçtiği tarihe kadar 31 sülaleyi içerir. Mısır'daki ilk Hıristiyan rahipler tarafından saklanıp günümüze ulaşması sağlanan bu eserin yunanca yazılmış olması, çağdaş tarihçilerin bile bazı firavun isimlerini yunanca olarak kullanmalarına neden olmuştur. Manethon'a göre bu bölünme aşağıdaki devirlere tekabül eder.
|
SÜLALE |
DEVİR |
YAKLAŞIK TARİH |
|
|
|
I - II |
ARKAİK |
3168 - 2705 |
|
III - VI |
ESKİ İMPARATORLUK |
2705 - 2250 |
|
|
VII - X |
BİRİNCİ ARA DEVİR |
2250 - 2035 |
|
|
XI - XIII |
ORTA İMPARATORLUK |
2035 - 1668 |
|
|
XIV - XVIII |
İKİNCİ ARA DEVİR |
1720 - 1550 |
|
|
XVIII - XX |
YENİ İMPARATORLUK |
1552 - 1070 |
|
|
XXI |
ÇİFTE HAKİMİYET |
1070 - 946 |
|
|
XXII - XXIV |
LİBYALILAR |
946 - 712 |
|
|
XXV |
HABEŞLİ |
712 - 664 |
|
|
XXVI |
SAİT |
664 - 525 |
|
|
XXVII - XXXI |
AŞAĞI MISIR |
525 - 332 |
|
|
YUNAN |
PTOLEMAİK |
332 - 30 |
|
|
|
|
|
|
IO 3000 - 2000
•3000 l.sülale - Başkent Abydos (This)
Yukarı Mısır - kesin hakimiyetin başlangıcı.
Yukarı Mısırın kralı Narmer Akdeniz'e kadar tüm Nil vadisini eline geçirir. Her iki krallığı da Kuzey'in kırmızı başlığı içindeki Güney'in beyaz başlığı olan yeni sembolde birleştirir. Abydos, kutsal tanrı Osiris'in başkenti, Aşağı Mısır yöneticisinin ve Yukarı Mısır'ın On Danışmanının merkezinin bulunduğu yere dönüşür. HELİOPOLİS ve NEKHEB tapınak-kentlere dönüşürler.
Aha MEMPHİS (Aşağı Mısır) şehrini kurar ve Güney sınırlarını güçlendirir. Mezarı kuleli bir saraya benzer.
Houadj Sina'ya bir sefer düzenler.
Oudimouh firavunun hükümdarlığının otuzuncu yılı dolayısıyla yapılan heb-sed bayramını resmileştirir. Tonoz örtü ve büyük taş yapıların örneklerinin ortaya çıkması.
•2850 ll.sülale - Başkent Memphis
Aşağı Mısır - Kesin hakimiyetin güç kazanması.
Sülalenin ilk kralları Hetepsekhemoui, Nebre, Nineter'dir.
Peribsen, Yukarı Mısır'ın feodal prenslerinin ayaklanmalarını bastırır ve başkenti MEMPHIS'E taşır. Horus'un yerine Seth'i yerleştirerek kendisini tanımlayan tanrıyı değiştirir. Mezarı ABYDOS'ta bulunur.
Khasekhemoui, HELİPOLİS'teki en önemli dini gücün merkezini ve Horus'u Devlet Kültü ilan eder. Nubya'nın içlerine kadar sefer düzenler.
2770 lll.sülale - Başkent Memphis
Dinsel alanda kesin hakimiyetin gelişimi
Djeser, Güneş Kültü'nü kral kültüne çevirip ve kutsal hakimiyeti ele geçirir. Prens, kral yardımcısı, HELİOPOLİS Büyük-Rahibi, tarihin ilk büyük doktoru ve mimarı olan Imotep, Yunanlılar tarafından Asklepios adı altında tanrısallaştırılır.
Ortasında kat kat büyük Piramit olan Djeser'in SAQQARAH'DAKİ mozole-kentinin inşası. Sina'ya yeni sefer ve Güney'de hakimiyetin genişlemesi.
Sekhemkhet, Djeser'in piramidinden daha büyük bir anıt mezar yapmaya kalkışır. Ancak, bitirmeye zamanı olmaz.
Tüm sınırlarda kale ve surlar inşa edilir (PHILAE adası açıklarında Nil'in üzerinden geçen oniki kilometrelik sur).
Senekhet, Djeser'inkine benzer bir mozole inşa etmeye başlayarak selefleriyle rekabete girer; ne var ki mezarını burada daha sonraları Ounas'ın mezar tapınağının yükseleceği yere yapar.
Sülalenin son kralı Khaba, muhtemelen Zaouiet el-Aryan'da küçük bir piramit inşa eder.
•2620 IV.sülale - Başkent Memphis
Hakimiyetin sağlamlaştırılması
Snefru'nun adı insancıl ve sevimli firavun olarak geçer. Sınırları korur, Sudan'da türkuaz madenleri açar. İlk yatsı cepheli piramidi icat eder.
Keops, oğullarını NEKHEN kutsal kentinin karşısındaki NEKHEB ile BOUTO kutsal kentinin karşısındaki PE'ye kutsal rahip olarak atar (yerini kaybeden rahipler bu gelişmeyi lanetlerler). Nekropol-Kentli ilk Büyük Piramidi inşa eder.
Didufri, çok az bir zaman için Keops ile Kefren arasında hükümdarlığı ele geçirir. Abu-Roache'taki bitmemiş piramide el atar.
Kefren, siyasal ve dinsel hükümdarlığın merkezleşmesinin devamını sağlar. Devasa anıt mezarlı ve granit tapınaklı ikinci Büyük Piramidi inşa eder.
Mikerinos(Menkaoure), Keops devrinde mallarına el konulan mallarının bir kısmını iade edince doğru ve ılımlı firavun olarak anılır. Büyük Piramitlerin en küçüğünü inşa eder.
Şepseskaf tekrar rahiplerin hükümdarlığına karşı mücadele eder.
•2500 V. sülale - Başkent Memphis
Hakimiyet krizi, Güneş Kültü'nün doğuşu
Mikerinos'un yeğeni Uzerkuf, SAKARA'da bir piramit inşa eder.
Sahoure Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlayan BOUSATİS kanalını kazıp güçlü bir deniz filosu kurar. Muhteşem Punt krallığına yapılan ilk seferi tamamlar. Birçok tapınak ve ABOU SIR' da da bir güneş tapınağı inşa eder.
Neferkare hukuki ve dinsel hakimiyeti kaybeder. Bir piramit ve ABOU SIR'da birçok tapınak inşa eder.
Niouserre ABOU SIR'daki güneş tapınakları serisine ara verip SAKARA'da tekrar piramitler inşa etmeye koyulur.
Unas, içini, bize kadar ulaşan "Piramitlerin Yazımı" ile "Ptah-Hotep Bilgeliği" gibi iki önemli mısır yazımlarla bezediği bir piramit inşa eder.
•2350 VI. sülale - Başkent Memphis
Mutlak hakimiyetin çöküşü
Teti paralı nübyalı askerleri kullanarak merkezi otoriteyi yeniden oluşturmaya çalışır. Kagemmi ve Meri gibi büyük vezirler neredeyse hakimiyeti ele geçirirler. Sanatın zirvesi. Mimar Mineptah-Ank-Merist'in anıları; << ikiz kraliyet sarayının inşası >>.
I.Pepi, prenslerin, büyük soyluların ve rahiplerin güçlerinin artmasıyla kraliyet hakimiyetinin azaldığını görür. Başbakan Uni, Sina ve Filistin'de tekrar üstünlüğü ele geçirir. Firavunun olağanüstü bakır heykeli ile Uni'nin mezarının muhteşem bezemeleri sanatın ne kadar yüksek bir seviyeye geldiğinin göstergesidir.
II.Pepi, altı yaşından yüz yaşını geçkin bir süreye kadar hükümdarlık yapar. Bu tarihin bilinen en uzun hükümdarlığıdır: süresel hükümdarlık fakat otorite laik ve dinsel güçler tarafından paylaşılmıştır.
IV. sülalenin sonlarında monarklar(feodal prensler) ve özellikle Bedeviler gibi komşu halkların baskılarıyla merkezi güç parçalanıyor.
•2180 VII. ve VIII.sülaleler - Başkentler Memphis ile Abydos
Yalnızca ismen varolan sülaleler
Kralın şahsi gücü olarak HERAKLEOPOLİS MEMPHİS'e bağlı kalır. Kendilerine Mısır'ın hükümdarlığını uygun gören prensler ardına kendilerini hükümdar ilan ederler. Asyalı gruplar Delta şehirlerini istila edip yağmalarlar. Güney'in güçlüleri arasından KOPTOS prensi İdi ve Yukarı-Mısır genel valisi Shemai bunların arasından öne çıkanlardır.
•2160 IX. ve X.sülaleler - Asıl Başkent Herakleopolis, Orta-Mısır
Üniter ve kabul edilmiş hakimiyet boşluğu
Neferkare (2130-2120), tanrısal değil fakat <> gibi, kralın prensler arasında primus inter pares (benzerleri arasında birinci) olduğu bir monarşi kurar. Prensler tüm hükümdarları tanımazlar.
•2120 XI.sülale - Başkent Teb, Yukarı-Mısır
Merkezi hakimiyetin geri dönüşü
Sehertani-İntef (2120-2118), kendi kendini kral ilan eder ve hakimiyeti HERAKLEOPOLİS'ten Teb'e taşır.
I.Mentuhotep <> (2060-2010), tüm ülkedeki ticareti yeniden ele geçirmek isteyen kentsoyluların da desteğiyle hakimiyetini Aşağı-Mısır'a doğru genişletir. Piramidiyle kemerleriyle ve katmanlarıyla Deir el-Bahari'de devasa bir anıt-mezarın inşası; Teb nekropolü.
II.Mentuhotep ve III.Mentuhotep kral naibi ve baş yargıç grevlerini yeniden düzenlerler. Ege deniz trafiğinin tekrar açılması. KOPTOS ile Kızıldeniz arasındaki önemli kervan yolunda kuyuların, dükkanların ve bir deniz limanının açılması.
İ.Ö. 2000 - 1000
•1991 XII.sülale - Başkent Thebes
İmparatorluğun genişlemesi
I.Amenemhat <> (1991-1962), III.Mentuhatep'in eski veziri, başlıca güç sahiplerinde bile, halk ve küçük kentsoyluların da desteğiyle hakimiyeti ele geçirir. Amon-Ra kültünü güçlendirir. Fayum'a 2000 kilometreye kadar düzeltirler. Sınırlarını Sudan'ın kalbine kadar, Nil'in üçüncü çağlayanına kadar geliştirir. Uç sınırlarda çok sayıda kale inşa ettirir.
I.Sesotris, saltanatın devamını garantilemek için, oğlunu hakimiyete ortak eder.
II.Amenemhat, imparatorluğu MEGIDDO, Filistin ve Suriye tarafında UGARIT'e kadar genişletir.
III.Amenemhat, Fayum'da, yunanlılara <>'i çağrıştıracak devasa bir saray yaptırır.
III.Sesotris ve halefleri imparatorluğun genişlemesi ve güçlenmesine devam ederler. Sınırlarda, duman işaretleri sistemi ile birbirlerine bağlı olan kale zincirleri oluşurlar. << İki sesin kitabı>> ve << Amenemhat'ın öğretileri>> gibi meşhur eserlerle, bilimsel ve edebi yenilenme.
•1785 XIII.sülale - Başkent Thebes
Hakimiyetin bölünmesi
Sekemkare, Naibe Kraliçeyle evlenir ve haklarının bir kısmını alır. Nübya Yukarı-Mısır'dan ayrılır.
•1745 XIV.sülale
On üçüncü sülaleye neredeyse çağdaş
Neferhotep birliği özellikle Delta'da yeniden kurar. Biblos'un himayesini Lübnan'a aktarır. Orta Asya'nın Hint-Avrupalı halklarının (Hititler ve Kasitler) baskılarından kaçan İksoslar (kenani ve amonit halkları), Delta'nın çorak topraklarını istila edip o zamana kadar Mısırlılarca bilinmeyen at, savaş arabasını ve tanrı Baal kültünü tanıtırlar.
•1700 XV.sülale - Başkent Avaris, Aşağı-Mısır
İksosların egemenliği
Salitis, Aşağı-Mısır'a egemen olan İksosların ilk "pastör-kral"ıdır. Yeni başkent AVARİS'i kurar.
Yukarı-Mısır kralı tarafından yenilen Apofis, pastör-kralların sonuncusudur.
•1622 XVI.sülale - Başkent Teb
Tüm Mısır'da hakimiyetin tekrar ele geçirilmesi
Kamosis İksosları yenip, Orta-Mısır'a kadar iter.
Amosis Abu-Simbel'e kadar Nübya'yı tekrar ele geçirir. Delta'ya girip AVARİS'i yıktıktan sonra son İksosları Filistin'e kadar kovalar. Dönüşünde ise Kuzey prenslerinden gelen bir başkaldırıyı ezer ve tüm Mısır'da hakimiyeti sağlar.
XVII.sülale - İksosların egemenlik döneminde Aşağı-Mısır'da varlığını sürdüren hayalet monarşi
•1580 XVIII.sülale - Başkent Teb ve Akhet-Aton
Bilinen tüm dünya üzerinde büyük mısır İmparatorluğunun zaferi
XVI.sülaleden Amosis'in kardeşi Amosis(1580-1530), hakimiyetin sağlamlaştırma ve yayılma işine devam eder.
I.Amenofis "Amon hoşnuttur"(1558-1530), sınırları Fırat Nehri'ne kadar ilerletir. Hititler ve Mitanilerle ilk çatışmalar.
I.Tutmosis (1530-1520), TEB ve ABYDOS şehirlerine altın çağlarını yaşatır. KARNAK tapınağı sütun ve obelisklerle bezenir; Büyük Sütunlu Salon açılır. Tanrı Amon kültü Thot'unkine aynı değerde kabul edilir.
II.Tutmosis (1520-1505) Hatşepsut'un üvey kardeşi ile evlenir. İçte ve dıştaki ayaklanmaları bastırarak, mutlak hakimiyetini ilan eder.
Hatşepsut (1505-1484), oğlunun yerine, erkek giysileri giyerek ve takma sakal takarak yirmi yıl hükümdarlık yapar. Gizemli Punt ülkesine doğru önemli ticari seferler düzenler.
III.Tutmosis (1505-1450), gerçekte annesinin ölümünden sonra otuz dört yıl hükümdarlık yapan en önemli firavundur. KADEŞ'te Mitanileri yener; MEGİDO'da 330 suriyeli prensi yener; KARGAMIŞ'ta (1483) Fırat'ı geçip Mitanileri kendi topraklarında yener. Hakimiyetinin sınırlarını <>'na kadar genişletir (Girit, Kıbrıs ve Siklad adaları). bağışlayıcıdır, isyankarları bile affeder ve fethettiği topraklarda yaşayanların dinlerini ve geleneklerini serbest bırakır. Mısır sanatı ve kültürü tüm dünyaya yayılır.
1450 II.Amenofis (1450-1425), Mitanilerin kralı Artatama'nın kızı prenses Miteniya ile halefi olan oğlu IV.Tutmosis'i (1425-1408) evlendirerek barışı sağlar.
III.Amenofis, (1408-1372) Mitanilerin kralı Sutarna'nın kızı Tyi (veya Tuja) ve Babil kralı Kalimasin'in kızları ile evlenerek barışın devamını sağlar. Tyi firavun üzerinde büyük bir etki kurar. Hititlerin kralı SUPPILULIUMA ile ilk çarpışmalar.
Adı Akenaton'a <> dönüşecek olan IV.Amenofis (1372-1354), ismini; Amon dininin yerine koyduğu, tanrı karşısında herkesin eşit ve firavunun peygamber olduğu, derinlemesine mistik ve tektanrılı Aton dininden sonra değiştirir. TEB'in dini merkeziliğini kaldırır ve yeni başkent AKHET-ATON'u <> kurar.
Nefertiti <>, Mitani prensesi ve Akenaton'un eşi; geleneklerin, dinin ve sanatın yenilenmesinde büyük rol oynar.
Sonradan Tutankamon'a dönüşen Tutankaton (1354-1345), önceleri Nerfertiti'nin naipliği altında hükmedip,AKHET-ATON'da oturur. Sonra, ruhbanlar tarafından ikna edilerek TEB'e geri döner ve Amon kültünün üstünlüğünü yeniden sağlar. Bilinmeyen bir sebepten 18 yaşında ölür. Nerfertiti, yaşlı Ai ile evlenerek hakimiyeti dört yıl daha korumayı başarır; ama ölümüyle AKHET-ATON yok olur ve şehir ile birlikte bu çok güzel kraliçenin de mezarı ortadan kaybolur. Mısır sefillik ve anarşinin içine düşer.
Horemheb (1340-1314), Akhenaton'un eski arkadaşı ve güçlü generali, eski Aton dinini tanımaz ve bütün izlerini siler (Akhenaton'un hatırası, <>, şeytancıldır). Veba yüzünden Asya'da mahsur kalan Hitit kralı II.Mursil ile barış imzalar. Bürokrasideki yozlaşmayı şiddet yoluyla baskı altına alarak sefilliği engeller.
•1314 XIX.sülale - Başkentler Tanis ve Teb
Devamlı savaş durumunda askeri hakimiyet
I.Ramses (1314-1312), Horemheb'in eski generali ve kral-naibi, <>, hakimiyeti ele geçirir. TEB'i iki krallığın başkenti ve Amon kültünün merkezi olarak bırakarak TANIS'i imparatorluğun başkenti olarak seçer.
ISethi (1312-1298) Hitit kralı Muwatallu'yu püskürterek Sina'ya kadar iner. Fenike'yi geri alarak Hititlerin güçlü direnişine rağmen KADEŞ'i işgal eder.
II.Ramses (1298-1235) kraliyet sarayını AVARİS'e taşıyarak TANİS'i sağlamlaştırır. Birinci askeri seferinde Hititleri yeniden püskürtür (18.000 asker, 2.500 at arabası), ama ihtiyatla KADEŞ^te durur. İkinci askeri seferinde, Hititler tarafından desteklenen Filistinli isyancıları tekrar püskürtür. Asur kralı Salmanasar'ın gittikçe artan tehlikeli tehdidi karşısında, yüz yıldan fazla bir süredir büyük düşman olan Hititler ve Mısırlılar dünyanın ilk uluslararası antlaşmasını imzalarlar: Mısırlılar için TEB'in Re'sinin kefaleti ve Hititler için Hattuşaş'ın tanrısı Teshub'un garantisiyle.
Mineptah (1235-1224) <>'ni (Delta'yı yeniden tehdit eden Akhalar, Etrüskler, Siküller, Likyalılar ve Libyalılar) dağıtır. İbrani halkının Mısır dışına göçü.
I.sethi, ekonomik ve bürokratik bunalımı bastırmaya çalışır. Delta Libyalı istilacılarla yeniden karşı karşıya kalır.
•1200 XX.sülale - Başkent Thebes
Merkezi hakimiyetin tekrar ele geçirilmesi ve zayıflaması
Sethnekht Libyalı grupları yok eder ve ellerine geçirdikleri malları geri dağıtır.
III.Ramses (1198-1188) imparatorluğun yeniden yapılanmasına devam eder. İlk askeri seferinde <>'nin istilalarına son verir. Sikül ile Etrüsklar uzaktaki İtalya'ya, diğerleri de Libya'ya kaçarlar. Geriye kalanlar ise ya kavim olarak ya da ordunun paralı askeri olarak eritilir. Ulusal savunma için askerlik yoklaması kanuna bağlanır. Kral-naipleri ve haremin içine kadar giren ihanet ve yozlaşmaya karşı mücadele eden büyük firavun, bir çok girişim sonucunda bir suikaste kurban gider.
Sonu gelmeyen saray entrikaları sonucunda Ramses adını taşıyan yedi diğer firavun başa geçer.
I.Ramses (1100-1085), kral nahibi ve neredeyse imparatorluğa da hakim olan Amon'un Büyük-Rahibi Amenhotep Herithor'un gücüne boş yere karşı koyma çalışır.
1085 XXI.sülale - Başkentler Tanis ve Teb
Hakimiyet iki kola ayrılır
XI.Ramses'in halefi Smendes, TANİS'ten Aşağı-Mısır'ı idare etmeyi başarır.
Herithor'un oğlu Piankhi Yukarı-Mısır'da firavunun yerine geçer. I.Pnedjem ve oğlu Menkheperre halefleri olur.
Filistin kralı Süleyman'ın ordusunu MEGİDO'ya kadar püskürten HERAKLEOPOLİS'li güçlü bir aile, XXI.sülalenin yerine geçer.
İ.Ö 1000 - 0
•950 XXII.sülale (libyalı) - Başkent Bubastis
Eski itibara geri dönme çalışmaları
I.Sheshonk (950-929), Süleyman'ın ölümünden sonra, Filistin'in fethi için yeniden sefere çıkar.
I.Osorkhon (929-893) TEB'in rahiplerinin hakimiyetine karşı savaşır. Yukarı-Nübya Mısır'dan ayrılır ve Sudan ile birleşerek NAPATA'nın başkent olduğu bir devlet kurar.
•757 XXIII.sülale (bubastit) - Başkent Bubastis
Aynı başkentin prensleri ile XXII.'ye paralel bir sülale
III.Osorkhon (757-748), <>'nın görevini tekrardan işlevsel duruma sokarak ve bunu kraliyet prenseslerinden birine vererek, TEB'in dini hakimiyeti ile ilişkileri yeniden kurar,
•730 XXIV.sülale (sait) - Başkent Sais
Kısa süren barış
Tafnekth (730-720), SAIS kralı, HERMAPOLİS'i fetheder ve Aşağı-Mısır'ın bir kısmını ele geçirir. NAPATA kralı Piankhi tarafından güneye püskürtülür. Asurluların geçtikleri yerleri yakıp yıkarak ürkütücü bir şekilde yayılmalarına dayanmak için komşu halklarla birleşir.
Bocchoris (720-716), Asurlularla barışı sağlar. Zengin sınıfa baskı yaparak işçilerin ve küçük kentsoyluların sefaletini azaltır. Yunanlılar kendisini doğruluk ve bonkörlük örneği olarak tanımlar.
•716 XXV.sülale (Etyopyalı) - Başkent Napata, daha sonra Teb
XXIII. ve XXIV.sülalelerin çağdaşı
Piankhi (751-716) Yukarı-Mısır'ı Nübya'ya bağlar.
Shabaka (713-701) başkenti tekrar TEB'e götürür, Aşağı-Mısır'ı istila eder ve Asurlularla barış antlaşması imzalar.
Shabataka (701-689), İsrail kralı Ezeke'nin önderliğindeki isyanı bastırır. Asurluların kralı Senakerib tarafından yenilmesine rağmen yıkım olmasını engeller.
Taharka (689-663), Delta prenslerinin isyanı ile Asurluların kralı Asurbanipal'ın istilasıyla uzaktaki NAPATA'ya sığınır.
Kuzey prenslerinin ihanetiyle iyi bir duruma gelen Asurlular, istilalarıyla Tanutamoun'u (663-655) devirip TEB'i yağmalarlar.
•666 XXVI.sülale (sait) - Başkent Sais
Siyasal ve sosyal hayatın tekrar ele alınası
SAIS kralı Nechao, Asubanipal'ın üstünlüğünü kabul ederek ihanet yoluyla hükümdarlığı ele geçirir.
Nechao'nun oğlu Psammetique (663-609), Asurluların yardımıyla Delta'yı fetheder ve önemli mevkilere yerleştirdiği akrabaları ve arkadaşları sayesinde Yukarı-Mısır'da hükümdarlığı sağlar. Doğu Akdeniz şehirleriyle birleşerek Asurlulardan sıyrılır ve Delta'ya Yunanlıların yerleşmesine yardımcı olur.
II.Nechao (609-594) Kızıldeniz Kanalı'nı inşa eder. Gemileri tüm Akdeniz'de seyir eder ve belki de Afrika turunu tamamlarlar.
II.Psammetique (594-588) Nubia'yı ve altın madenlerini tekrar ele geçirir. Akdeniz'de eski dinin kültürel ve ahlaki kurallarını yayar. Delta'nın batısındaki Yunan yerleşim birimi Cyren karşısında savaşı ve Asya'daki itibarını da kaybeder. Firavun artık Osiris'in oğlu değildir ve hükümdarlığı sadece halka dayalıdır.
III.Psammetique (526-525) tüm Mısır'ı ele geçirmiş olan Perslerin kralı Cambyse'e karşı savaşır. Peluse'de yenilir, son bir direnmeye kalkışır ve kendini öldürür.
•524 XXVII.sülale (pers) - Başkentler Sais ve Memphis
Özgürlük mücadelelerinin devamı
Cambyse, Mısır fatihi, anne tarafından gelen kökeni itibarı ile HELİOPOLİS'te kutsal firavun ilan edilir ve SAİS'te tahta çıkar.
I.Darius (522-484) Mısır ekonomisini düzeltir. Akdeniz'i Hint okyanusuna bağlamak için, Kızıldeniz Kanalını bir daha açar.
Xerxes ve halefi Artaxerxes, Aşağı-Mısır'daki iki önemli isyanı bastırırlar.
II.Darius (424-404) Amyrtaios tarafından idare edilen üçüncü bir isyanı da bastırır.
•404 XXVIII.sülale - Başkent Sais
Pers üstünlüğünden kurtuluş
Amyrtaios (404-398), Darius'un hükümranlığını bitirdikten sonra, Mısır'ı kurtarır ve hakimiyetini büyük ölçüde sağlar.
•398 XXIX.sülale - Başkent Mendes
Hakimiyet için mücadele
Mısır ordusunun komutanı I.Nepherites hakimiyeti ele geçirir.
Achoris (390-378) filoyu yeniden kurar. Pers ve Sparta'ya karşı Atina ve Kıbrıs ile birleşir.
•378 XXX.sülale (sebeni) - Başkentler Sebennytos ve Memphis
İkinci kez Pers üstünlüğü
SEBENNYTOS prensi I.Nectanebo, sallantıdaki hakimiyeti tekrar ele geçirir.
Pers kralı II.Artaxerxes 200 000 adamla Delta'ya saldırır, ancak Nil'in taşması kendisini durdurur.
Yunanlı paralı askerlerinin ihanetine uğrayan II.Nactanebo, Yukarı-Mısır'a kaçar.
Kabbas MEMPHİS ruhani sınıfı tarafından firavun ilan edilir, ancak Mısır iki yıl sonra III.Darius tarafından tekrar işgal edilir. Direnme boşunadır; hayatta kalanlar Makedonyalılardan yardım isterler.
Büyük İskender (333-323), Persleri Mısır'da yendikten sonra, kurtarıcı ve firavunların yasal halefi olarak kabul edilir. LUKSOR'un kahini tarafından Ra'nın oğlu olarak ilan edildikten sonra; antik dünyanın ekonomik ve kültürel merkezi haline gelecek olan İSKENDERİYE şehrini kurar (323'te orada kefenlenmiştir). Yerine, daha sonra öldürülecek olan üvey kardeşi Philippe Arrhidee geçer. Daha sonra da İskender ve Roxane'ın oğlu kabul edilen Alexandre Aegos gelir.
•311 Ptoleme ve Lagides sülaleleri - Başkent İskenderiye
Mutlak hakimiyetin geri dönüşü ve Antik Mısır'ın sonu
Soter I.Ptaleme (306-285), Lagos'un oğlu (Pers devrinde il yöneticisi, Büyük İskender devrinde Mısır valisi), kendini tüm Mısır'ın kralı ilan eder. TEB'in yakınlarında, Asurlular tarafından yıkılacak olan, PTOLEMAIS şehrini kurar. Suriye'yi ve Ege adalarını yeniden fetheder.
Philadelphe II.Ptoleme (285-246) Kıbrıs'ı, Tir'i ve Sidon'u yeniden alır. Kızıldeniz kanalını bir kere daha inşa eder, Roma'yla dostluk antlaşması imzalar. Helen-Mısır kültürünün büyük gelişimi.
Evergete III.Ptoleme (246-221) sınırlarını genişletir ve << Hint denizi ile Akdeniz'in beyi>> olur. İSKENDERİYE, İspanya'dan Hindistan'a kadar, en önemli şehirlerin ekonomik ve kültürel merkezi haline gelir; Mısır <>'i uluslar arası bir para olur.
Philator IV.Ptoleme (221-203) zamanında, sömürgelerin kaybedilme süreci ve kraliyet ailesinin zayıflaması başlar.
Epifane V.Ptoleme (203-181), Suriye'yi, kral Antiochos'un ona eş olarak verdiği I.Kleopatra'nın çeyizi olarak elde eder. Ptolemelerin ihtişamı ve dağılmaları arttıkça, komşu halklar tarafından istilalarıyla yerle bir edilen tüm Mısır'ın sosyal ve ekonomik fakirleşmesi de artar. Müttefik olarak gelen Roma, Mısır'ın hakimiyetine ve politikasına da karışır.
Aulet XII.Ptoleme (80) Suriye'nin Romalı genel valisi Gabinus sayesinde İSKENDERİYE'ye geri gelir.
Neos Dyonisos XIII.Ptoleme Roma Senato'sundan hakimiyeti satın alır. Roma'nın kesin hakimi Sezar'a hoş görünmek için Pompe'yi öldürtür. Sesar Mısır'a gelerek VII.Kleopatra ile evlenerek kendisini firavunların soyundan gelen Amon'un oğlu olarak kabul ettirir. Sezar ile Kleopatra, Roma ile Mısır'ın birleşmesiyle oğulları Sezarion'a İskender'inkinden daha büyük bir imparatorluk bırakmayı hayal ederler.
Sezar'ın (44) ölümüyle, halefi Antonius'dan yardım isteyen VII.Kleopatra, Mısır'ın ekonomisini tekrar düzenlemeye kalkışır; Antonius, İskenderiye'ye Kleopatra'nın yanına gelir ve Sezarion da yeni firavun ilan edilir. Asya toprakları geri alınmaya başlanır, ancak Roma, Oktavius ile Mısır'a savaş açar(32). Mısır filosunun AKTİUM'da kaybetmesiyle Antonius ile Kleopatra intihar ederler.
Milattan sonraki gelişmeler
Roma istilasından sonra antik Mısır'ın sesi tamamen yok olmaz. Akdeniz medeniyetlerinde daha önce derin bir yankısı olan bu ses, Nil'in toprakları üzerinde bir hakimiyet ve sihir yaymaya devam eder. Romalı imparatorlar kendi adlarına hieroglif yazılarıyla mühürler (kartuş) düzenleyip, kendi restore ve inşa ettikleri tapınakları resimlerle bezerler. Osiris kültü doğu imparatorluğu ve Roma'ya yayılır. Yapıları restore ve yenilemesinin yanı sıra Neron (İ.S 54-68) Nil'in kaynaklarını bulmak için seferler düzenler.
Trajan (İ.S. 98-117), Kızıldeniz ile BUBASTİS arasındaki eski kanalı, bir kısmı şimdiki süveyş kanalını oluşturan bir güzergaha yerleştirir. Son olarak Adrianus (İ.S. 117-190), ANTİNOE şehrini kurar, <> ve TEB tapınaklarını gördükten sonra o kadar etkilenir ki Roma yakınlarındaki Tivoli villasında hayal ürünü bir replika yapmaya çalışır.
Son kıvılcımlar: yabancı egemenliğine karşı din kavgaları ve isyanlar daha da şiddetlenir ve sefalet ile ümitsizlik son şehirleri de yok eder. Antik yazı ve sanat hor görülüp unutulur. Neredeyse anısını dahi unutturacak kalın bir kum tabakası bu büyük geçmişin üzerini örter.
* Bu sayfadaki bilgiler Tulga Ozan ve Cenk Bulut'un ortak çalışmaları sonucunda Fransızca'dan çevrilmişlerdir
636-905 Arap vilayetler Mısırı
636-646 Amr-ı İbn el-As'ın Mısır'ı feth etmesi.
640 Fosfat'ın (eski Kahire) kuruluşu.
642 İskenderiye'nin fethi
661- 750 Emevi Devleti
706 Arapçanın resmi dil oluşu.
725 İlk kıpti ayaklanma.
750-868 Abbasiler
868-905 Tolunoğulları (Mısır'daki ilk Türk devleti)
879-1249 Büyük Beylikler Mısır'ı
879 İbn Tolun Camisinin Tamamlanması.
905-936 Yeniden Abbasiler
936-969 İkşidler devri
969-1169 Fatımiler devri
969 Kahire'nin kuruluşu
1167 Frenkler Suriye'nin Mısır'ı ele geçirmesini önler
1169-1250 Eyyubi devri
1169 Sunniliğin Mısır'a yerleşmesi
1193 Selahattin Eyüboğlu'nun ölümü
1249 Yedinci Haçlı Seferi Damiette'i ele geçirir
1251-1517 Memluk Devri Mısır'ı
1251-1382 Bahriyeli Memluklar devri
1260 Sultan Baybars gücü ele geçirir
1279 Sultan Kalavun başa geçirir
1366 Pierre de Lusignan İskenderiye'yi yağmalar
1382-1517 Çerkez Memluklar devri
1382 Sultan Barkuk başa geçer
1467 Sultan Kaitbey başa geçer
1501 Kansu el Guri saltanatı
1517-1798 Osmanlı Eyaleti Mısır'ı
1517 I.Selim'in Mısır'ı fethi
1524 Mısır bir Osmanlı paşa tarafından yönetilmeye başlar (yani osmanlı valisi)
1569 Sinan Paşa Yemen'e yürür
1623 İstanbul' karşı ilk Baş kaldırış
Napoleon İskenderiye'yi ele geçirir
1707 Kahire Memluklar arasında çekişme
1725 Paşalar güç kaybeder
1765-1798 Osmanlıya karşı Memluk krizi
1767 Ali Bey Mısır'ı Osmanlı'dan ayırır
1773 Ali Bey'in ölümü
1786 İskenderiye'ye Osmanlı donanması gönderilir
1788 Beylerin başa geçmeye çalışmaları anarşiyi körükler
1798-1805 Avrupa İşgal Devri Mısır'ı
1798-1803 Fransız işgali
1803-1805 İngiliz işgali
1805-1922 Mehmet Ali Paşa ve İngiliz Varlığı
1831 Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın Suriye Seferi
1875 Mısır ekonomisi Fransız-İngiliz kontrolu altında
1881 İşgalcilere karşı milli ayaklanma
1882 İngiliz işgali Tel el kebir savaşı
1902 Birinci Asuvan Barajı
1907-1908 İlk ulusal partiler
1914 İngiliz mandası - İstanbul ile göbek bağı tamamen kesilir
1919 Saad Zaglul başkanlığında ulusal baş kaldırı
1922 Mandanın sonu
1922-1952 Liberal Mısır
1922 Kral Faruk Yönetimi
1928 Müslüman kardeşler kurulur
1936 İngilz-Mısır Antlaşması
1949 İsrail yenilgisi
1952-1970 Nasır Modeli
1952 Devlet darbesi ve Kahire yangını
1956 Süveyş krizi
1960 Millileşme dönemi
1961 Toprak reformu
1967 Altı gün savaşı
1970 Nasır'ın ölümü
1971-1992 Son Dönem
1971 Yüksek Asuvan Barajı'nın açılışı
1972 Rusların yollanması
1973 Ekim savaşı
1974 Avrupa'ya doğru ekonomik açılış
Camp David kararı
1978 Camp David
1981 Enver Sedat süikastı
1981 Yeni kanunlar Şeriat kanunlarından esinleniyor
1991 Kıpti-müslüman çatışması
1992 Hayat pahalılığına karşı ilk yürüyüş
Büyük İskender, İÖ 332 yılında, Mısır'ı fethettikten sonra, Nil ve Akdeniz arasında köprü görevi görecek ve Fenike limanlarıyla yarışabilecek bir liman şehri kurmak ister. Bu şehir için de mitolojik Pharos adasının bulunduğu Rakotis köyünü seçer. Mimar olarak ise Miletos ekolünden gelen Dimokrates'i seçer. Buşahıs o dönemden yaklaşık bir asır önce yaşamış olan Miletos'lu Hippodamus'un tasarlamış olduğu "ızgara kent" sisteminin en son ilkelerini izler ve şehride bu doğrultuda kurar. Şehir altın çağını Mısır'daki "Helenistik dönem" diye adlandırabileceğimiz Ptolemaik devirde (İÖ 332 - İÖ48) yaşar. Zamanla, özellikle Arap istilasından sonra, önemini kaybeden şehir günümüzde sayfiye şehri olarak kullanılmaktadır. İskenderiye tarihte Kleopatralar'nın yanısıra Kütüphanesi ve Dünyanın yedi harikasından biri sayılan "Pharos Feneri" ile anımsanır. Ne yazık ki günümüzde fenerin yerinde Katbey Kalesi bulunur ve Kütüphane de yokolmuştur.
İskender'in tanrısallaşması
İskender Msır'ı işgal ettikten sonra kendisini halka kabul ettirebilmek için kendisini tanrısallaştırarak firavunlar kısmına sokmak istemiştir. Bu yüzden anne tarafından firavun soyundan geldiğini iddia atmiş ve ayrıca kendisi ile ilgili bir de efsane uydurtmuştur. Hikayeye göre çölde hastalanan İskender Şiva vahasına sığınır. Orada bir rahip ile karşılaşır. Rahip ona iyileşmesi için bazı ilaçlar içirdikten sonra "Ey oğlum!" anlamına gelen "O Poidion" diye seslenir, İskender ise "Ey Zeus'un oğlu" anlamına gelen "O Poi Dios" diye algılar ve bu olaydan sonra kendisini tanrının oğlu olarak kabul etmeye başlar. Ölümünden sonra ise Makedonya kraliyet Diyadem'i üzerine Ra'yı simgeleyen koç boynuzu konur.
Mitolojide Pharos Adası
Bir ada olarak Pharos'tan ilk olarak Homeros baheder. Efsaneye göre Paris tarafından kaçırılan "Güzel Helen" ilk olarak Mısır'a getirilir. Burada Pharos adasında kıyıya çıkarlar ancak görülecek tek canlının foklar olduğu bu adada Helen çok sıkılır. On yıl sonra kocası Sparta Kralı Menealos tarafından kurtarıldıktan sonra ters bir rüzgarın etkisiyle aynı adaya bir daha ayak basmak zorunda kalır. Bu sefer kıyıda yaşlı bir balıkçıya rastlarlar. Menealos yaşlı adama adanın ismini sorar. Yaşlı adam firavunun adası diye cevap verir. Menealos iyi duyamaz ve bir daha sorar, yaşlı adam da firavun anlamına gelen prouti ismini tekrarlar. Menealos gene yanlış anlar ve adanın ismi Pharos olarak kalır. Geri döndüklerini biraz da abartarak anlatınca foklar su perilerine dönüşürler ve ada mitolojideki yerini alır.
Pharos Farı
İskender'in ardılı I. Ptoleme Soter tarafından kıyıya birleştirilen Pharos adacığı üzerine inşa edilmeye başlanan deniz feneri antik dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilmektedir. Fenerin yapımı ise ancak II.Ptoleme
Philadelphe zamanında bitirilir. Mimarı kesin olarak bilinmemektedir ama finansmanın varlıklı bir saraylı olan Knidos'lu Sostratos tarafından yapılmış olduğu sanılmaktadır. Tarihçi Plinius'a göre yapım 800 talente malolmuştur. Bu da günümüzde yaklaşık dört milyon ingiliz sterlini etmektedir. Epiphanes'e göre Pharos, yaklaşık 306 kulaç yüksekliğinde (yaklaşık 506m) olup ışığı yaklaşık 300 mil uzaklığa kadar gidiyordu. Her ne kadar bu rakamlar oldukça abartılı olsalarda en azından yapının ihtişamı hakkında yeterli bilgiyi vermektedirler. Fransa'nın Montpellier şehrinde bulunan bir el yazmasına göre yapının kesim yıkım tarihi 8 Ağustos 1303 olarak belirtilmiştir.
İskenderiye Kütüphanesi
Pharos dışında İskenderiye'nin diğer bir önemli yapısı da kütüphanesi idi. Antik dünyanın bu en büyük kütüphanesinde yaklaşık 500.000 tomar kitap bulunduğu sanılıyor. O dönemki adetlere göre eserler Papirus ağacından elde edilen kağıtlar üzerine yazılırdı. Tabii ki bu çok meşakatli bir iş olduğu için eserin ancak iki tane kopyası bulunur ve bunlardan biri İskenderiye kütüphanesinde saklanırdı. Kütüphane, ilk olarak İÖ. 48 yılında Romalıların fethi sırasında bir kaza eseri olarak yanmıştır. Bu zamanın dünyası için çok önemli bir kayıptı çünkü bütün eserler bilim ve matematik üzerineydi. Sezar kendini affettirmek için Kleopatra'ya Bergama kütüphanesindeki eserleri getirtmiş ama ne yazık ki bu eserler de İS. 391 yılında, bu kez bilinçli olarak hristiyanlar tarafından yakılır.
Eski Mısır'daki tanrıların insanlarla benzerlikleri oldukça fazladır. Her insan gibi onlar da doğup, yaşayıp ve ölürler. Onların da besledikleri bir bedenleri,duyguları ve isimleri var. Ne var bunun dışında onları farklı kılan bir de doğa üstü güçleri var; değerli taşlarla bezenmiş bedenleri, canlılarda ve minerallerde değişikliğe sebep olabilir, göz yaşları ise hayat verir.
Güçleri doğadaki bazı maddelere ve hayvanlara eşdeğerdir, ve görünüşleri de farklıdır; Tamamen insan veya hayvan olarak da karşımıza çıkabilir; kafası hayvan bedeni insan veya hayvanın tamamı insan kafası yerine geçmiş veya insan kafasının üzerine konmuş hayvan şekliyle de karşımıza çıkabilir.
Eski Mısır'da aşağı yukarı 300 tanrı bulunur. Bunların en önemlileri Ra, Amon, Osiris, Seth, Maat, Thot, Anubis, İsis, Neftis, Hator, Horus, Ptah'dır.
Ra
Güneşin adlarından biri olan Ra, Eski Mısır'ın en önemli tanrılarından biridir. Kendisi yaratmaya karar verdikten sonra dünyayı da yaratıp ayakta tutar. Akşam batıda olduğunda Atum adındaki yaşlı adama dönüşür, ölüler dünyasında ise ısınmak için kendisini beklerler. Sabaha karşı ise doğudan bok böceği(Kefri) şeklinde doğar. Gündüz ise "doğan" şekli alarak dünyayı ısıtır. Genelde mezar odalarının girişinde farklı şekilleriyle görebiliriz.
Amon
Amon, tanrıların kralıdır. Lüksor ve Karnak tapınaklarının efendisidir. Eşi Mut, oğlu ise Kunsu'dur. Kişiliği i.ö. 2200 yıllarında oluşur. Ra'nın bazı işlevlerini yürütür, ona bazen Amon-Ra da deniliyor. Ülkeye hayat veren güneştir. Ptah ve Ra gibi III.Ramses devrinde ulusal, hanedanlık ve monarşi taraftarı bir tanrıya dönüşür. Ona genelde, belinde kutsal peştamal başında da ise iki düz tüy şekliyle rastlarız. Bazen koç ve çok ender olarak da kaz şekliyle de görebiliriz.
Osiris
Osiris'in hikayesini farlı yönlerde inceleyebiliriz; İlk önce yaratılış hikayesine bakarsak onun nesli, hayata gelen son nesildir. Dünyanın maddi kavramlarını temsil etmez (Güneş, toprak, su...vs...). Osiris kral, eş ve baba olarak çıkar karşımıza: insanların normal yapılaşmasının yerleşmesini temsil eder. Daha sonraki ise ölen, parçalandıktan sonra tekrar canlanan Osiris çıkar meydana; Nil taşıp herşeyi yok etmesini ve bitkilerin canlanmasını temsil eder. Bu sebepledir ki Osiris ölülerin ve tekrar doğuşu temsil eder.
Seth
Uzun kesik kulaklı, burnu kıvrık ve uzun çatal kuyruklu ilginç bir tazı şeklinde görülür. Geb (yeryüzünün tanrısı) ve Nut'un (gökyüzünün tanrıçası) oğludur. Karmaşık ve bilinmez bir tanrıdır. Ra'nın kayığının önünden güneşin düşmanlarını mızraklar. Savaşan firavunlara kollarının gücünü verir. Ne var ki tehlikeli, şiddetli ve karaları önceden kestirilemez bir tanrıdır. Osisris efsanesi onu kötü bir gününde tasvir eder: kardeş katili olması yanı sıra, nefretini Osiris'in oğlu Horus üzerinde kullanır. Her zaman yenilmesine rağmen, mücadeleden asla vazgeçmez.
Maat
Başında bulunan devekuşu tüyüyle evrenin kuruluşundaki denge ve ahengi temsil eder. Bu dengenin sürdürülmesinde doğruluk, eşitlik, adalet, insan ve kanun saygısından ödün vermez. İdeal kozmik ve sosyal kanun düzenin sürdürülmesidir. Sembolik olarak tapınaklardaki tanrılara Maat'ın heykeli sunulur. Mahkemeleri korur ve kendi adına tapınakları var.
Thot
Bilgeliği ve bilginliği yanı sıra tanrıların yardımcılığını ve arşiv sekreterliğini de yapar. Zaman birimlerine başkanlık eder: başındaki disk ayı temsil eder, diskin farklı konumları geceyle gündüzü ayarlar. Osiris'in mahkemesinde ölüye refakat edip kalp ağırlığının sonucunu tespit eder. Tüm bilimlere ilim kaynağı oldu, insanlara hiyeroglif öğretti. Yazarların koruyucusu oldu. Kutsal söz hocası ve güçlü bir sihirbazdır. Ona bazen kelaynak, bazen kelaynak başlı insan, bazen ise babuin olarak rastlarız.
Anubis
Mezarların ve efendisi, ölü ilaçlayıcıların ise başıdır. İlk mumyaları ve Osiris'i ona borçluyuz. Tüm Eski Mısır'lılar kendisinde ilk mumyada olduğu gibi aynı hizmetleri bekler. Anubis, ölülerin ölümlüler dünyasına girişini sağlayıp mezarların girişinde ve mezar odalarında köpek görüntüsüyle bekler. Köpek başlı insan veya kara köpek olarak karşımıza çıkar.
İsis
İsis, Eski Mısır tanrıları arasında en popüler olanlarından biridir. Eş, ana ve görünmez büyülerin koruyucusu olarak çıkar karşımıza. Osiris'in ölümünden sonra parçaları birleştirip Horus'a hayat vermek için uzun çabalar sarf eder. Osiris ölümünü ağlamak için çaylağa dönüşür. Amcası Seth'e karşı oğlu Horus'u korur. Mükemmel eş, iyi kralın mükemmel annesi ve ölülerin koruyucusu olarak Eski Mısır inancının temel direklerindendir. Başında taşıdığı koltuk ise aynı zaman adının hiyeroglif yazılışını temsil eder.
Neftis
Neftis de Geb'in ve Nut'un çocuklarındandır. İsis ve Osiris'in kız kardeşleri, Seth'in ise hem kız kardeşi hem de eşidir. Ancak eşinin Osiris'e ihanetine rağmen İsis'e bağlı kalır. Osiris'in parçalarını birleştirebilmesi için İsis'e yardım eder. Neftis de bu ölümü ağlamak için çaylağa dönüşür. İsis ile aynı görevi yapar, yani lahitleri korur. Başında taşıdığı "kanop" vazosu ise adının hiyeroglif yazılışını temsil eder. Güneşin doğuşunu bekler ve onu korkunç yılan Apofis'ten korur.
Hator
Hator İsis ile beraber en saygı duyulan tanrıdır. Neşe dağıtır ve her kimin adına şarap içiliyor ve dans ediliyor ise onun da şeref konuğudur. Teb mezarlığının koruyuculuğunu da kendisi üstlenip burada mezarları bekler. Bilinen biçimi inek boynuzlu kadın, inek başlı kadın veya sadece inektir.
Horus
Osiris ve İsis'in oğulları Horus'un çocukluğu zor şartlarda geçer. Annesi onu babasının tahtında gözü olan Seth'den korur. Seth ve düzeni bozmaya çalışan güçlere karşı zafer elde ettikten sonra canlıların tahtına çıkabilir ancak. Doğan başlı insan veya başında Yukarı ve Aşağı Mısır'ı temsil eden doğan olarak çıkar karşımıza. Gökyüzü tanrısı olarak gözleri güneşi ve ayı temsil eder. Ufuk doğanı görüntüsü ise gündüz yeryüzünü aydınlatan güneşi temsil eder.
Ptah
Eski İmparatorluk devrinde Mısır'ın başkenti olan Memfis'in tanrısıydı. Tanrıların, insanların ve sanatın kurucusu Ptah'tır. Dünyayı düşünce yoluyla, sözleriyle yarattı. El işçileri, özellikle kuyumcular, onu severler. Deir el Medine işçilerinin özel beğenisini kazanmıştır. Omuzlarına kadar sarmalanmış ve başında da bir şapkası vardır. Memfis'te Sekmet ile evlenmiş oğlu ise nilüferli Nefertum'dur
KAHİRE MÜZESİ
1902 yılında fransız mimar Marcel Dourgnon tarafından planları çizilmiş olan binaya taşınan müze ilk olarak 1835 yılında Mısır Eski Eserler servisinin faaliyete geçmesiyle açılmıştır. Ancak 1922 yılında Tutankamon'un mezarının bulumasıyla önem kazanmaya başlamıştır. Bunun nedeni ise bu tarihe kadar yapılan kazılarda kanunlar gereği elde edilen eserlerin yaklaşık yarısı bulan arkeoloğun oluyordu ve bu eserler yurt dışına çıkartılıyorlardı. Günümüzde yaklaşık 120.000 parça eserin sergilendiği bu müzede Mısır tarihinin bütün devirlerinden eserler sergileniyor.
FİLAE TAPINAĞI
Tanrıça İsis adına inşa edilmiş, 400 metre uzunluğundaki ve 135 metre genişliğindeki bu tapınağın ismi coğrafi konumundaan gelir. "Sınırdaki ada" diye tercüme edebileceğimiz << Pilak >> kelimesi adanın kuytu ve halkın ulaşamayacağı bir koyda inşa edilmesi anlamına gelir. Çünkü tapınağın esas inşa edilmiş olduğu adacık civarında Osiris'in sonsuz uykusuna yattığına inanılır ve sadece ruhban sınıfın bu bölgeye gelmesine izin verilirdi. 1972 ve 1980 yılları arasında UNESCO'nun kurtarma programı çerçevesinde parça parça sökülüp günümüzdeki yerine taşınan tapınak, ptolemaik dönemde inşa edilmiştir ve zaman içerisinde diğer uygarlıklar tarafından da eklemeler yapılmıştır.
KOM OMBO TAPINAĞI
Timsah tanrı Sobec ve Haroeris, << Büyük Horus >> (Güneş-Horus'un değişik bir kişiselleştirilmesi) adlarına inşa edilmiş bir tapınaktır. Ptolemaik dönemden günümüze kalmıştır. Timsah mumyaları ve Nilometresi meşhurdur.
Nilometre: Eski Mısır'da vergi sistemi de Nil'e bağımlı idi. Suyun yükselimine bağıntılı olarak tarım alanı da artıyordu ve vergilerde buna göre düzenleniyordu. Her tapınakta "birleşik kaplar sistemine göre çalışan ve suyun yükselme miktarını ölçen kuyular açılmıştı. Bu Nilometreler içerisinde en iyi durumda olanlardan biri bu tapınaklardadır. Ayrıca, bulunan ilk Mısır takvimi (ajanda) ve tıp cihazları da görülmelidir.
EDFU TAPINAĞI
Günümüzde Mısır'ın en iyi korunmuş tapınaklarından biridir. Horus'a adanmış olan bu tapınak III. Ptoleme Evergete tarafından Tutmosis'ler döneminden kalan bir tapınak üzerine yapılmıştır. İçeride özellikle Mısır Miolojisinde Horus'un doğumu ve babasının intikamını almak için yaptığı savaşları gösteren sahneler ve Epostil (sütunlu) salondakiTapınağın yapılışı ile ilgili olan sahneler görülmeye değerdir. Tapınak girişindeki Horus heykeli de benzerleri arasında en büyük olma özelliğini taşır.
LUKSOR TAPINAĞI
Luksor şehrinin önemli iki tapınağınn birincisi olan tapınağın inşası III. Amenofis tarafından başlatılmış, III. Tutmosis tarafından devam ettirilmiş ve II. Ramses tarafından ditirilmiştir. Kral için yapılmış olan bu tapınak yaklaşık 3 kilometrelik sfenksli bir yol ile << Tanrının evi>> Karnak tapınağına bağlanmıştır. Yolun Luksor tapınağındaki sfenkslerin başları insan, Karnak tarafındaki sfenkslerin başları ise koçtur.
KARNAK TAPINAĞI
Sfenksli yolun kuzey tarafında bulunan bu tapınak dünyanın en büyük tapınaklarından biri olarak kabul edilmektedir. Özellikle Epostil salon ve yapının boyutları oldukça etkileyicidir. Amon kültü adına inşa ettirilen bu tapınak 30 hektarlık bir arazi üzerine kurulmuştur.
KRALLAR VADİSİ
Piramitlerin daha kendi dönemlerinde yağmalanmasının neticesinde firavunlar, öteki hayatlarında huzuru yakalayabilmek için mezarlarını gizlemek zorunda kalmışlar ve bu nedenden de krallar vadisini seçmişlerdir. Yapılan arkeolojik çalışmaların neticesinde bulunan eserler günümüzde dünyanın çeşitli yerlerinde sergilenmektedirler. Bulunan mezarlar arasında sadece Tutankamon'un mezarı yağmalanmamış olarak bulunmuştur. Ancak bu mezarda çıkarılan tüm eserler Kahire müzesinde sergilenmektedir ve mezar tamamen boştur.
HATCHEPSOUT TAPINAĞI
Deir el-Bahari bölgesinde, tarihteki (takma sakal takan) tek kadın firavun olan Hatchepsut tarafından Punt ülkesine yapılan seferin ardından inşa edilen du tapınakta, Punt seferini ve Hatchepsut'un tanrısal doğumunu anlatan sahneler bulunur. Ayrıca tapınağın yanında İnek Tanrıça Hathor (Afrodit özelliklerine sahip) ve Çakal Tanrı Anubis'in (mumyalama tanrısı) birer ufak tapınakları bulunmaktadır.
MEMNON KOLOSLARI
Zamanında III. Amenofis'in inşa ettirdiği bir tapınak girişinde bulunan bu koloslar günümüzde hala ayaktadırlar ancak tapınak zaman içerisinde tamamen yıkılmıştır.
GİZE PİRAMİTLERİ
Antik Dünyanın Yedi Harikasından biri sayılan Gize Piramitleri IV. sülaleden Keops, Kefren ve Mikerinos için inşa ettirilmişlerdir. Vadide piramitler dışında firavun Kefren'in Sfenks'i ve Keops piramidinin arkasında ise 5000 senelik olduğu iddia edilen bir kutsal tekne bulunur.
ABU SİMBEL
Assuan'ın yaklaşık 300 kilometre güneyinde bulunan bu tapınak II. Ramses tarafından inşa ettirilmiş olup, Mısır sanatının en güzel örneklerinden birisi kabul edilmektedir. UNESCO'nun çalışmaları ile baraj gölünün sularının altında yokolmaktan kurtarılan bu yapıda Kadeş savaşının hikayesi günümüze kadar çok iyi korunabilmiş renkli alçak kabartmalarla anlatılmaktadır. Bölgede ayrıca Ramses'in eşi Nefertari adına inşa edilmiş bir Tanrıça Hathor tapınağı da bulunur.
SAKARA-MEMFİS
Mısır tarihinin en eski başkentlerinden olan Memfis'te II. Ramses'in en büyük heykeli bulunmaktadır ve şehrin Nekropolü (ölüler şehri) olan Sakara'da da Djezer için inşa ettirilmiş "Dereceli Piramit" görülmeye değerdir.
Buradan tulgaozan.com bültenine kaydınızı yaptırarak sitenin tüm güncellemelerinden haberdar olabilirsiniz.

